Öyle zamanlar tehlikelidir Şemsettin.
Ya gel cebime saklan ya bırak şapkana saklanayım
Kim vurduya gider insan fırsat yok ki kendimi savunup aklanayım
Bir ara sen de biliyorum kedilerden korkuyordun
Çünkü kendini işkembe zannediyordun
Böyle bir şey ben de atlattım,
İskemle sandım kendimi bir süre
Üzerime oturacaklar diye korkulardaydım.
Ama sonra yırttım şemsettin
Kendime telkinler yaptım “sen iskemle değilsin” diye diye
İnandırdım kendimi, sana hak vermiyor değilim ama şemsettin zaman kötü
Aslında ne sen ne ben ikimiz de deli falan değiliz
Herkes oynatmış
Sadece sen ve ben normaliz
Ama şemsettin laf aramızda
Laf aramızda…
Laf aramızda…
Ama sonra yırttım şemsettin
Şemsettin laf aramızda kaldı çıkamıyor
Kendini ifade edemiyor bir türlü…
Ama çok dikkatli olalım şemsettin
Sen de fark ettin zaman kötü en iyisi biz işi deliliğe vuralım
Sen kedilerden kork işkembesin diye,
Ben insanlardan korkayım iskemleyim diye,
Ve iskemle üzerinde işkembe, çarşamba, perşembe
Gün say şemsettin gün say…
Çünkü nasıl olsa bir gün gelip bizi alacaklar
Bu işten yırtmak için saat numarası yapalım
Sen yelkovan ol ben yengeç
Soranlara tek cevap verelim, “vakit çok geç”
Fıkra şöyle: "2 artı 2 kaç eder?"
diye soruyorsunuz. Aldığınız yanıt sorduğunuz kişinin mesleğine
göre değişiyor.
Muhasebecinize sorarsanız yanıtı "Kaç olmasını
istiyorsunuz ? " oluyor. ABD başkanı "2 artı 2, 4 milyar eder. "
diyor. Psikanalizciniz ise, "Şuradaki divana uzanın ve bunu neden
bilmek istediğinizi bana anlatın." yanıtını veriyor.
Sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen
Herkesin perde perde çekildiği bir akşam
Siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun
Ağzında eriklerin aceleci tadı
Elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası
Bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun.
Yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor
Aralık kapılarda bekleyişin çarpıntısı
Bir kadının eksildikçe ömrüme eklenen
Uzun gecelerini, solgun gövdesini öpüyorsun.
Uzak dağ köylerine vuran ay ışığı
Kerpiçlerden saraylar kuruyor yoksulluğa
Ne suların ibrişimi ne gökyüzü ne rüzgâr
Sen bende gittikçe kararan bir halkı öpüyorsun.
Sakarya Caddesi'nde sarhoşlar
Rakıyla buğulanmış kaldırımlarına gecenin
Yüksek sesle bir şeyler çiziyorlar.
Yalnızlık her koşulda bir sığınak bulur, diyorum
Uzanıp dudağımdaki titremeyi öpüyorsun.
Örseler acıyla düştüğü yeri
Susarak büyüyen adamların sevgisi.
Ağzında pas tadıyla bir inceliği söylemek
Bir gülünç içtenliktir, gecikmiş ve ezik
Sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun.
İnsanın zamana karşı biricik şansıdır aşk
Onca kapı onca duvar içinde bulur aynasını.
Sen bende neleri öpüyorsun biliyor musun
Herkesin simsiyah kesildiği bir akşam
Yıldızlarla yedirenk gökyüzünü öpüyorsun.