Seda

Seda
@ainulindale
11 kütüphaneci puanı
202 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Çıkarken arkamdan "Terbiyesiz, saygısız şey ! " dediğini işittim. Bir şeyler daha dedi, ama söyledikleri buzdolabının üzerindeki televizyonun gürültüsüne karıştı. Bu evde her şey böyle zaten, birbirine karışmış ve benim sürekli midem bulanıyor.
Sayfa 8
Reklam
Kıllanıyorum senden arkadaşım. Hareketlerinden değil, varlığından, kullanıyorum. An be an etrafımda olabilme ihtimalinden kullanıyorum. Omo'nun yanına bantlanmış, Limonlu Cif gibisin. Ben sadece Omo almak istiyorum, sen ise sadece aynı firma üretti ve daha az satıldı diye ele geliyorsun. Gelme artık sevgili arkadaşım. Bak iki defa bilerek "arkadaşım" diyorum, bizim oralarda genelde tartaklamadan kısa bir zaman önce insanlar birbirine "arkadaşım, güzel kardeşim" gibi birlik ve beraberliği hatırlatıcı sıfatlarla seslenirler. Evet, çekinmeden söylüyorum sana karşı engellenemez şiddet hissi besliyorum. Acaba bir ben miyim ayı, bir ben miyim paranoyak diye çok kereler düşündüm. Ve konuyu çok az samimi olduğum halde diğer kızların erkek arkadaşlarına da açtım, bir kongre düzenleyerek geceler boyu seni tartıştık. Delegelerin oyları sonucu oy birliğiyle "bir yere çağırıp, ışıkları kapatalım... Kürekle, sopayla, terlikle dövelim, kimin dövdüğünü bilmesin" kararı çıktı. Böyleyken böyle Meriç.
Jaunte'lemek için, öncelikle (diğer şeylerin yanında) nerede olduğunuzu ve nereye gittiğinizi tam olarak bilmeniz gerekiyordu, yoksa hiçbir yere sağlıklı ulaşma şansınız yoktu. Belirsiz bir başlangıç noktasından jaunte'lemek, bilinmeyen bir varış noktasına ulaşmak kadar imkansızdı. Tıpkı bir tabancayı ateşler gibi, nereye nişan alacağınızı ve tabancanın hangi ucunu tutacağınızı bilmeniz gerekliydi. Ama bir pencere ya da kapıdan anlık bir bakış, herhangi bir yerin K-Y-D koordinatlarının ezberlenmesi için yeterli olabilirdi.
Sayfa 64
Sokaktan bir motor geçiyor, gürültüden söylediği çok önemli cümlenin sonunu duyamıyorum. Bakakalıyorum giden motorun arkasından. “Taşıt ne yaa?” diye düşünüyorum. Bütün canlılar gibi insan da kendi öz gücüyle bir yerden bir yere ayaklarıyla giderken nasıl oldu da taşıta geçmeye karar verdi, anlayamıyorum. Yani o geçiş dönemi nasıl oldu? Kendisi çeşitli ihtiyaçları olan bir canlıyken, tıpkı kendisi gibi yemek, içmek, üremek, barınmak vs... bilumum ihtiyaçları olan atı gördü, sonra “Ben buna bineyim de şuraya gideyim.” diye nasıl düşündü, bunu nasıl bir mantığa oturttu, anlayamıyorum. Bir canlı, başka bir canlıya biniyor ve kimse bunu yadırgamıyor. Allah aşkına söyleyin, neresi normal bunun? At da nefes alıyor, ben de; ama ben ona şu anda biniyorum. Peki ya atın buna hemen ikna olmasına ne demeli? İki arpaya g*tünü verir bu! Bana bundan sonra kimse “at” demesin, atı övmesin.
Sayfa 19
Entre le marteau et l'enclume.
Reklam