Benim De Söyleyeceklerim Var! (İki)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.192
Gösterim
Adı:
Benim De Söyleyeceklerim Var! (İki)
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
6054173167
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mürekkep Basın Yayın
Bir ömür ailemle yaşamak... Düşüncesi bile korkunç geliyordu. Her gün bu evde bir ızdırap gibiyken, bir ömür geçirmek, yavaş yavaş onlara benzemek. Ben akşam "televizyon karşısında koltukta uyuyacak adam değilim" diyordum kendi kendime. Kimse inanmazsa inanmasın ben şehir dışındaki bir üniversiteyi kazanacak, bu evden de bu mahalleden de bu şehirden de kurtulacaktım. Her gece yatarken hayaller kuruyordum. İlk yıl yurtta kalırdım, sonra bi eve çıkardım. Arkadaşlarım gelirdi eve. Çıkıp sabaha kadar sokaklarda gezerdik... Daha önce söylediğim gibi o yıllarda aklım az çalıştığı için sadece bu iki şeyi hayal edebildim eve çıkınca; "arkadaşlarım gelir, gece sokakta gezeriz."

Ama bu kadarını hayal edebilmek bile güzeldi be. Bu düşünceler içerisinde benden beklenmeyecek üstün bir çalışma disipliniyle kendimi derslere verdim. Sürekli test çözüyor, bu büyük maratonda diğer öğrencilerle aramdaki farkı kapatmaya çalışıyordum. Annem babam gibi kanepede televizyon karşısında uyumamak için, onlara benzememek için çalışıyordum. Artık nasıl gaza geldiysem öyle hazırlanmışım ki sınava bütün şehir dışı tercihlerimi geçip çok az sayıda yazdığım İstanbul içi tercihlerimden birini kazandım. Hem de eve çok yakın bir üniversiteyi... Üniversiteyi kazandığım gün yıkılmıştım.
Canım her sıkıldığında açıp birkaç bölümünü okuya okuya bitirdim. Umut sarıkaya nin karikatürlerini takip ederdim hep kitabını da cok başarılı buldum yani en azından okurken güzel vakit geçirdim diyebilirim.
Çok güzeldi. Olur ya canınız sıkılır, arayayım şu arkadaşı ya da iki mesaj atayım da kendimize gelelim dediğiniz. İşte o arkadaş Umut Sarıkaya dır onun yazdıklarıdır. Zaten kitap okumak demek yazarını okumak değil midir? Evet sadete gelirsek hüznü mizahlaştıran, ah ya nasıl ben nasıl farkedemedim dediğiniz günlük ayrıntıları sizi sıkmadan içinize sunan bu adamın meselesini bir okuyun efenim.
Canım Umut
Uykusuz’ daki yazılarından derlenmiş bir kitap. Mizah anlayışını kendime çok yakın bulduğum Umut Sarıkaya, bu kitapla insanı bir nebze uzaklaştırıyor sıkıntıdan, dertten, bunaltılardan. Yazılarını derli toplu elde tutmak isteyenler için biçilmiş kaftan...
Yine çok komik ve eğlenceli bir kitap olmuş. Bu sefer kendisine dair olmayan hikayeleri de vardı. "40 Kafa" hikayesi biraz hüzünlü olsa da genel itibariyle hikayeler eğlenceliydi. Özellikle Rahmi Koç'la macerasının olduğu "Nasıl Yapmalı?" hikayesi çok komikti.
İçinde kendinizi bulabileceğiniz onlarca hikayeden oluşan ve ince detay ve espirileriyle sizi halka açık alanlarda istemsizce güldüren Sarıkaya kitabı.
İki saattir aynı kafede oturuyorduk ve ben ne büyük bir eşşekmişim ki iki saattir ‘kedi’ muhabbeti dinleyip ‘mmm, tabii tabii, aynı fikirdeyim’ diye anlattıklarını onaylıyordum. ‘Kedi asildir’ dedi, onayladım; ‘Kedi karakterlidir’ dedi, ‘bravo’ dedim. sonra başladım ben de kediyi övmeye. ‘Başladım’ dediysem niyetlendim sadece. Çünkü o kedinin bütün meziyetlerini övmüştü, bana övecek bir şey kalmamıştı. ‘Kedi eee… Kedi ööö…’ deyip övecek bir halini, tavrını arıyordum ama bulamıyordum. Sonunda biraz bulamamaktan, biraz da benim ne kadar coşkun bir kedi sever olduğumu anlayıp etkilensin diye ‘ en var ya, kedinin …şağını yiyim be!‘ dedim. Hatta gaza gelip ‘keşke imkan olsa da hepimiz kediye bi kere versek, öyle seviyorum yani’ diye de ekledim. Ben böyle deyince kısa bi suskunluk oldu. Kahvelerimizden son bir yudum aldıktan sonra hesabı isteyip kalktık.
kitap yazarın haftalık dergi yazılarından oluşuyor. sanki kitapı da dergi gibi biraz aralıklı okumakta fayda var gibi. aralıksız okuyunca biraz sıkıcı olabiliyor.
Umut Sarıkaya'nın kitaplarına "merhaba" dedim. Çok hoş buldum, bu aynı zamanda elveda da olabilirdi, hatta yarıda kalıp "merha" da olurdu, ama Neyse ki süper bi deneyim oldu. Şimdi diyeceksiniz ki bu çocuk ne saçmalıyor, ama okumaya devam edeceksiniz. İşte bu kitabın özeti bu. Umut Sarıkaya saçmaladıkça siz coşacaksınız. çokca kahkaha attıran ve hiç beklenmedik bi yerde sizi hüzünlendiren bu kitapta sizi size anlatacak, bir de "sarı bıyıklı" adamları. bu kitabı alın, bi köşede dursun, canınız sıkıldıkça birkaç bölüm okuyun; keyfiniz yerine gelsin efenim :)
Umut'u ve çemçük zihninden dökülen bizden düşüncelerini çok severim. Kitaplarını, dergilerini, yaptığı işleri sürekli takip ederim. Bu seri(benim de söyleyeceklerim var 1-2-3) bana göre en iyi işi kendisinin. Karikatürleri muazzamdır ama ben yazılarını daha çok seviyorum. Ve ne zaman canım sıkılsa gelişine bir hikayesini açıp okuyorum. Her ne kadar bazı hikayeler biraz zorlama olsa da çoğunluğunu beğeniyorum. Ki zorlama diyerek toprağın dibine gömdüğüm hikayelerin bazı bölümlerinde de acayip benzetmeler ve tespitler var, bunu söylemeden geçemeyeceğim.

Keşke daha fazla üretse... Naber'i bir sene sonra çıkararak bizi ne kadar siklemediğini gösterdi zaten, o yüzden kendisine "Kadıköy veya Beşiktaş sokaklarında görüşmek üzere Umut'um!" diyerek tehditvari bir selam çakmak istiyorum.
Otobüsteki herkes birbirini ve beni andırıyordu. Henüz sekiz yaşımdaydım ama 12 yaşımdaki, 24 yaşımdaki, 42 yaşımdaki, 65 yaşımdaki halimle; bu da yetmezmiş gibi o yaşlardaki bıyıklı, sakallı, gözlüklü, başörtülü, sarıya boyanmış saçlı kel, kıvırcık halimle yolculuk ediyordum. Hangi yaş kuşağımda nasıl olacağımı ya da kadın olsam nasıl olacağımı çok rahat görüyordum. Hayatımın olabilecek bütün kombinasyonları ile yolculuk etmemden daha korkunç bi şey daha varsa o da hepsini en şık kıyafeti içinde görmekti. Gelecekteki durumum gerçekten vahimdi...
Ve annemin bana hayatım boyunca söylediği söz kulaklarımda yankılandı: "Herkes kendini kurtarır, olan sana olur".
Hiç tanımadığınız birine selam vermek, insanlardan bir merhabayı esirgememek bence dünyanın güzel ve yaşanabilir bir yer olması için yeter de artar bile.
…”Aynı benim gibi” diye tanımlayacağımız, ruh ikizlerimiz aslında o kadar çok ki. Hepimiz aynı insanız ve o kadar çoğuz ki… Ama bilmiyoruz, götümüz o kadar çok kalkık ki bizden bi başkası daha yok sanıyoruz, görünce de hemen aşık oluyoruz. Ayrılıyoruz ağlıyoruz sonra yeniden başkasına aşık oluyoruz bu böyle sürüp gidiyor. Sürekli bi debelenme hali var, olan bünyeye oluyor. Çok yoruyoruz kendimizi, bizi dünyada tek anlayan insanın gitmemesi için yalvarırken, çabalarken… Şu an tam emin olmadığım bilgilere dayanarak söyleyebilirim ki modern ve kapitalist dünya bireyin kendisini olduğundan daha özel olduğunu hissetmesini sağlıyor… Kendini gereğinden özel hissettirerek neyi amaçladığı üzerine sizle ilerde bir gün uzun uzun konuşmayı gerçekten çok istiyorum. Ama önce bilgilerimin doğruluğundan emin olmalıyım.
"ağladım, çok ağladım. ağlarken sakızım ağzımdan düştü. ben hiç çok ciddi kararlar alamadım, karar alanlara arkadan baktım."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benim De Söyleyeceklerim Var! (İki)
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
6054173167
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mürekkep Basın Yayın
Bir ömür ailemle yaşamak... Düşüncesi bile korkunç geliyordu. Her gün bu evde bir ızdırap gibiyken, bir ömür geçirmek, yavaş yavaş onlara benzemek. Ben akşam "televizyon karşısında koltukta uyuyacak adam değilim" diyordum kendi kendime. Kimse inanmazsa inanmasın ben şehir dışındaki bir üniversiteyi kazanacak, bu evden de bu mahalleden de bu şehirden de kurtulacaktım. Her gece yatarken hayaller kuruyordum. İlk yıl yurtta kalırdım, sonra bi eve çıkardım. Arkadaşlarım gelirdi eve. Çıkıp sabaha kadar sokaklarda gezerdik... Daha önce söylediğim gibi o yıllarda aklım az çalıştığı için sadece bu iki şeyi hayal edebildim eve çıkınca; "arkadaşlarım gelir, gece sokakta gezeriz."

Ama bu kadarını hayal edebilmek bile güzeldi be. Bu düşünceler içerisinde benden beklenmeyecek üstün bir çalışma disipliniyle kendimi derslere verdim. Sürekli test çözüyor, bu büyük maratonda diğer öğrencilerle aramdaki farkı kapatmaya çalışıyordum. Annem babam gibi kanepede televizyon karşısında uyumamak için, onlara benzememek için çalışıyordum. Artık nasıl gaza geldiysem öyle hazırlanmışım ki sınava bütün şehir dışı tercihlerimi geçip çok az sayıda yazdığım İstanbul içi tercihlerimden birini kazandım. Hem de eve çok yakın bir üniversiteyi... Üniversiteyi kazandığım gün yıkılmıştım.

Kitabı okuyanlar 186 okur

  • özge m
  • M C
  • Anıl Kurul
  • Altay
  • Hüsamettin TAYŞİ
  • zkleb
  • pessoa*
  • Matelda
  • Aytunç Tansuğ
  • Seawolf

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%23.7
25-34 Yaş
%49.2
35-44 Yaş
%18.6
45-54 Yaş
%1.7
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.4
Erkek
%58.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.9 (24)
9
%18.5 (12)
8
%20 (13)
7
%16.9 (11)
6
%3.1 (2)
5
%0
4
%0
3
%1.5 (1)
2
%1.5 (1)
1
%1.5 (1)