“Hakikat onun varabileceği bir tek erkek yok. Böyle diyor ama şuurunun en alt tabakasında bir sima var, her zaman vardı. Yüzü çizgi içinde bir küçük adam, gözleri kor gibi. Ve elleri... Şimdi onların insanı alt üst eden havalar çalarken piyanonun üstünde uçuşunu görüyor gibi. Herkes bir tek nağme, bir tek hava çalar. Hatta Vehbi Dede bile. Fakat o eller kaç ayrı havayı birden çalıyor, nasıl adamı şaşırtan bir ahenkle hepsini birbirine meczediyor! Çok geçmiş yılların birinde on üç yaşında bir kızın Sabiha Hanım’a sorduğu suali işitiyor gibi:
—Bir Müslüman kızı bir Hristiyan’la evlenirse ne olur, Efendim?
Bu kız Rabia mıydı?”