Enfes bir evleri (bana öyle görünüyordu) ve bütün lüksleri vardı; üşüdüklerinde onları ısıtacak ateşleri, acıktıklarında karınlarını doyuracak yemekleri vardı; harika elbiseler giyiyorlardı, üsteklik yarenlik ediyor, konuşuyor, her gün sevgiyle, nezaketle bakıyorlardı birbirlerine. Peki gözyaşları ne anlama geliyordu? Acıyı mı ifade ediyordu gerçekten? Başta bu sorulara yanıt bulamıyordum; fakat sürekli olarak sarf ettiğim dikkat ve geçen zaman, önceleri esrarengiz gelen birçok görüntüyü bana açıkladı.
Her yerde eksiksiz bir mutluluk görüyorum; bir tek ben, telafisi imkansız biçimde bu mutluluğun dışına itilmişim. İyilikseverdim, güzel huyluydum, acılar yüzünden bir ifrite dödüm. Beni mutlu edersen, yine erdemli olurum.
'' Böyle karşılanmayı bekliyordum,'' dedi iblis. '' Sefillerden herkes nefret eder. Ben ki yaşayan her şeyden daha sefilim, nasıl nefret ediliyorum kim bilir!
Yatsak, uykumuzu zehredebilir rüya.
Kalksak, kirletebilir günü tek bir avare bir düşünce.
Hisset, düşün, anla, ister gül, ister ağla,
Kedere sarıl, yahut kaygıyı def eyle,
İster neşe, ister keder: farkı olmaz,
Serbestçe çekip gidebilir ikisi de.
İnsanın dünüyle yarını bir olmaz;
Kalıcı şey yoktur, değişkenlikten öte!