Dünyanın bütün nimetleri elinde bile olsa,
onları tadabilecek bir ruh gerekir.
Çünkü bizi mutlu eden;
Bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varabilmektir.
michel de Montaigne
Perit ve Meyram içeri girdiklerinde, yüzlerindeki ifadeden bahçedeki konuşmanın çok da verimli geçmediği anlaşılıyordu. Kadının ümitsizliği, erkeğin umarsamazlığı ile birleşince böyle bir tabloyu görmemek imkansızdı. Günümüz modern çiftlerinin ortalama bir tablosu gibiydi. Yani birbirlerini sevdşklerini sanan ve bu uğurda bir hayat inşa etmeye çalışan iki farklı cinsiyet. Dünyada ki evliliklerin küçük bir kısmı, zorla yaptırılan evliliklerdi. Geri kalan çok büyük bir kısmı ise birbirlerini sevdiklerini sanan insanların yaptıklarıydı. Daha doğrusu seveceği insanı bulamadığında, korkudan, bulduğu insanı sevmeye çalışanlar. Hoşlanma hissini aşk sananlar. Her taraf bu tarz çiftlerle doluydu.
'' Ne garip'' diye düşündü Tesla. '' Ortak savaşlarında bile birbirlerine karşı dürüst değiller.'' Üstelik bu yalancılığın nedeni korku da değildi. Sevgiydi. İlişkileri anlamak gerçekten zordu.