Ali İzmir

Puan vermedi·1062 syf.··
Beğendi
·
2018 25. kitabı
Tolstoy'un ikinci şaheseri Anna Karenina, Savaş ve Barış'tan pek çok hususlarda ayrılıyor, fakat ilk olarak belli başlı özellik, şuurlu bir şekilde ahlâkî bir ders üzerinde durmuş olmasıdır: Kadın ve erkek arasındaki ilişki, birinin, diğerine sahip olma ihti­rası üzerine kurulduğu, bencil hislerle hareket edil­diği zaman yıkıcıdır; bencil olmayan bir aşk ile yü­rütüldüğü takdirde yücelticidir. Bu aşikâr tezin ori­jinal bir tarzda ele alınamayacağı düşünülürse de, Tolstoy, taze bir hayat ve hakikat getirmiş bulunuyor. Tolstoy'un yaptığı gibi, böylesine manzaralar yaratacak sanırım pek az müsrif romancı vardır; burada müteaddid roman için yeterli malzeme var. Maamafih, manzaralar biribirlerini tekrarlamıyor. Tolstoy'un tümü ile la­netlediği 1870'lerin Rus cemiyeti teferruatlı bir şe­kilde anlatılıyor. Aristokratların ekserisi, Betsi Tverskoy gibi önemsiz veya sorumluluk duygusun­dan yoksun kimseler veya Prens Şeçerbatski gi­bi iyi bir insan olmalarına rağmen faydasız kimse­ler. Diğerleri Sergei Ivanoviç gibi kendilerini sosyal meselelere ciddi olarak vermişlerse de Batılaşmış, köksüz Ruslar olarak ele alınmakta. Bu kişilerin entellektüel muhtevaları derin veya hissi değildir. İyi niyetli insanlardır; fa­kat kendi mahalli toprak ve geleneklerinden kop­muşlardır ve hiç olmazsa Levin'in durumunda, ku­rulmasını arzu ettikleri müesseseler, yabancı bir ik­limde büyüyen egzotik bitkiler gibidir. Levin, Savaş ve Barış'taki Pierre'den çok daha fazla olarak, Tolstoy'un en otobiyografik karakteri­dir bence. Tolstoy, kendisinin aradığı dini hakikatları, ken­di pasifiszmini (savaş aleyhtarlığı bir nevi), devlete olan iti­matsızlığını, açık yerlerde çalışma aşkını ve köyle­re duyduğu sempatiyi Levin'e aktarmış. Levin'in aşk gösterileri Tolstoy'un kendi başından geçtiği için bu
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·572 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
1831 Yılında yayınlanan kitap aslında yayınlandığı tarihten yaklaşık 350 yıl (6 Ocak 1482) öncesini anlatmakta. Dönemin Paris’i ve Notre Dame etrafında çevrelenmiş mimari hakkında muntazam bir bilgi kaynağıdır. Yazar yaklaşık 40-50 sayfayı sırf Paris’in kuş bakışı anlatımına ayırmış. (Araştırdığıma göre kitabın yazım amacı dönemin Notre Dame Katedrali'nin bakımsızlığından mütevellit yıkılmak istenmesi fakat Notre Dame de Paris yayınlanınca kampanya düzenlenerek restorasyon yapılmış.) Kitap içinde anlatıldığı hikaye ile o günün şartları ve siyasi yapısına da ışık tutuyor. Paris'in her köşesine kurulan idam sehpaları ve insanların nasılda kurbanlık bir koyun gibi haklı haksız oralarda asıldıklarını görüyoruz. Roman iç monologlara, geriye dönüşlere, tasvir diyaloglar başvurularak anlatılıyor. Yazar Dönemin Fransa'sının sosyal hayatını irdeleyerek Baş diyakoz ve bir askerin kişiliğinde, kambur Quasimodo ile Çingene Esmeralda’yı yoksulluğa boğan toplumu eleştirmiş. Başrahip’in görüntüsü ve kimliği altındaki iğrenç ruhunu ve kötü kişiliğini ortaya koyarken, bir ucube olan zangocun temiz ruhunu ortaya koymaktaki mahareti ve karakterlerin maskeler altındaki iç yüzlerini ortaya koyması bakımından da başarılı. Bağlayacılık ve betimlemeler konusunda zaten mihenk taşı olan Hugo bu kitabını da es geçmemiş. Okurken en ufak bir detayın bile çok sonraları önünüze gelerek sizi afallatması kaçınılmaz. Not: Dünya klasikleri okuyacaksanız muhakkak kitaptan çok yayınevi ve çevirmen önceliğiniz olmalı. Ben bilhassa İş Bankası Kültür yayınlarının Volkan Yalçıntoklu çevirisiyle okumanızı öneririm çeviri akıcılığı yönünden başarılı muadillerinden gerçekten ayırıyor kendisini. "Çünkü aşk bir ağaç gibidir, kendi kendine büyür,köklerini bütün varlığımızın en derinliklerine kadar uzatır ve
Edebiyat
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Puan vermedi·1724 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
(Les Misèrables) Victor Hugo'nun 1845 ile 1962 yılları arasında yazmış olduğu ve üstelik ana vatanı Fransa’dan imparatorluk rejimine karşı çıkıp cumhuriyetçi tutumu yüzünden sürgün yıllarında kaleme aldığı ölümsüz eser. Restorasyon dönemi, Temmuz Devrimi, Burjuva krallığı, Waterloo savaşı ve 1832-1834 Paris işçi ayaklanmaları romanın tarihi arka planını oluşturmakta. 19. Yüzyıl romanlarında görünen toplumsal gerçekliğe bağlılık Hugo’nun Sefillerinde de mevcut. Romanı okurken kesinlikle 19. Yüzyıl Paris’inin bu denli detaylı anlatımına hayran kalacaksınız. Paris’in arka sokaklarının ve varoşların korkunç yaşamına değinip, aynı zamanda burjuva evlerini ve mahallelerini de ayrıntılı olarak tasvir ederek, iki sınıf arasındaki keskin ayrımı detaylı biçimde ortaya koyuyor. Roman kahramanlarının önemli bir kısmı, Hugo’nun yaşam öyküsünde ya da Fransa tarihinde yaşamış kişilerden oluşuyor. Hatta gururlu, isyankâr ve devrimci Marius tipi, yazarın kendi gençliğinin idealize edilmiş biçimi. Hugo, gençlik yıllarından itibaren kendi başından geçen birçok siyasi olayı eserine yansıtmış, âdeta ihtilallerle bezenmiş o çalkantılı, karışık dönemi zengin ve şiirsel bir dille tasvir ederek siyasi bir analiz yapmış. Sefiller, Hugo'nun toplumsal felsefesini yansıtır: Hugo'ya göre insanlar temelde eşittirler, yoksullar toplumun önyargıları yüzünden ezilirler. Romanın karakterlerinin analizini yaparak spoiler verme niyetine değilim bu yüzden incelemeyi (daha çok roman analizi diyebilirim) burada bitiriyorum... (Belki güncelleme ile detaylı bir karakter analizi yaparım ilerde) Not: Kitabı okuduktan sonra filmini de izlemenizi öneririm Tom Hooper’ın yönettiği müzikal (Hugh Jackman, Russell Crowe, Anne Hathaway) gayet başarılı. Keza mümkünse kitabı da iş bankası kültür’den okursanız detaylı
1000Kitap
Sefiller (Kutulu 2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019105,2bin okunma
Puan vermedi·705 syf.··
Beğendi
·
2018 31. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2018 18:02
1866 yılı Rusya’sını yansıtan ‘Suç ve Ceza, Dostoyevski’nin ölümüne 15 yıl kala açlık ve sefalet içinde kaleme aldığı eser olmakla birlikte ülkenin sosyo-ekonomik yanlarını tümüyle ortaya koymaktadır. Yöneten ve yönetilenlerin iyice birbirinden ayrıldığı bu dönemde orta sınıf neredeyse yok denecek kadar az. Eserdeki maddi ve manevi dünya arasındaki çelişmelerin başlıca noktasını da bu oluşturuyor. Dostoyevski bu çelişkileri de dikkate alarak kendisiyle ve çevresiyle uyuşmayan, toplumsal eşitsizliklere karşı büyük bir nefret duyan, dürüst, düşünen, aydın bir gencin çok yönlü bir portresini çizmiş. Hem suç hem de ceza kavramlarıyla en fazla uğraşan, bunları yalnızca birer olgu olarak almakla kalmayıp, saikleri ve sonuçlarıyla didik didik eden yazar, özellikle “Suç ve Ceza”da; suç, hukukilik, yasallık, ahlak, vicdan azabı, pişmanlık, gurur incinmesi, ceza meseleleri hakkındaki görüşlerini romanın baş karakteri aracılığıyla ortaya sermiş. Ayrıca edindiğim birkaç bilgiye dayanarak Raskolnikov adı rusça “bölünmüş” anlamına gelen sanırım raskolnik veya raskolnot sözcüğünden türemedir; bu da karakterinin en önemli özelliğinin toplumdan yabancılaşma olması bakımından gayet uygundur. Dostoyevski karakterlerinin isimlerini demek oluyor ki rastgele seçmiyor. :) Üstad bu romanda suçu, bir hukuk düzeninin tanımladığı kapsamın dışında ele almış. Nihilist bir yaklaşımla işlediği suç Raskolnikov için suçtan ziyade gereklilik olarak addediliyor. Bu anlayış çerçevesinde hukuk salt siyasal düzen içinde uygulanan ve herkesce uyulması zorunlu olan kurallar bütününden ibaret değil. Burada yazarın suçun cezası olarak karakterine nakşettiği nokta tamamen vicdanendir. Romanın başkarakteri üzerinden geçmişte yaşadığı idamdan kurtuluşunun ardından hissettiği duyguları aktarıyor yazar.
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma