Kaan Turan

Kaan Turan
@akaanturan
İmgeleminde bir Londra vardı, bir Batı dünyası vardı; para tahtının etrafında var gücüyle çalışan, sürünen yüz milyon köle görüyordu. Toprak sürülüyor, gemiler seyrediyor, madenciler yeraltındaki ıslak tünellerde ter döküyor, memurlar patronları ciğerlerini sökmesin diye sekiz on beş trenine yetişmek için koşturuyorlardı. Bunlar karılarıyla yataklarında yatarken bile titriyor ve itaat ediyorlardı. Kime itaat? Para papazlığına, dünyanın pembe suratlı efendilerine. Üstteki kabuk tabakasına...
Reklam
Tanrı buyrukları ikiye indirilmişti. Biri işverenler(güzide para rahipleri) için “Para kazanacaksın” ; diğeriyse çalışanlar(yani köleler ve düşük rütbeliler) için “İşini kaybetmeyeceksin”.
“Bana en son sayıyı söyle,en büyük,en yüksek sayıyı” “Fakat bu çok saçma! Sayıların sayısı sonsuzken nasıl bir son sayı olabilir?” “Öyleyse sen nasıl son bir devrimden bahsediyorsun? Son devrim yoktur. Devrimler sonsuzdur.”
Özgürlük ve suç, aeronun hareketiyle hızı gibi birbirinden ayrılmaz biçimde ilintilidirler. Aeronun hızı=0 ise hareket etmez, insanın özgürlüğü=0 ise suç işlemez. Bu gayet açık. İnsanı suçtan arındırmanın tek yolu onu özgürlükten arındırmaktır.
Sayfa 45·Kitabı okudu