“Güneşi Uyandıralım”
Bana, çocukluğun masumiyeti ile yetişkinliğin karmaşıklığını aynı anda hissettiren bir kitap gibi geliyor. Kitapta Zezé’nin dünyasından duyduğun sesler, bazen gülümsetiyor, bazen hüzünlendiriyor; ‘İçimdeki bir boşluğu dolduracak bir güneş var mı?’ diye sordurtuyor. Her satırda sanki yaşamın küçük detayları, kaybolmuş umutlar ve beklenmedik mutluluklar bir araya geliyor. Okurken, Zezé’nin hissettiği o yoğun duygular, senin kendi iç dünyana da dokunuyor; bazen iç çekiyorsun, bazen “ne kadar saf ve temiz bir bakış açısı bu” diyorsun. Kitap, özetlenemeyecek kadar duygusal ama basit bir gerçekliği kucaklayan bir sıcaklığa sahip; tıpkı bir çocuğun dünyasını izlerken hissettiğin hem neşeyi hem de hüznü bir arada yaşamak gibi.