Amcası Ebû Tâlib yeğeninin faziletlerini terennüm için bir şiir tertib ettiği zaman:
Kumral yüzlü, O'nun adı ile yağmur için duâ edilir,
Dulların hâmisî, yetimlerin ilticâgâhı.
derken hiç de mübâlâğa etmiyordu.
“Zirâ sadece Hz. Peygamber (S.A.S) devrinde değil, fakat aynı zamanda halifeler, Hz. Resulullah’ın Sahabeleri zamanında Arapların dünyaya yayılması kanlı muharebelerle olmamıştır: Meselâ Lammens’e göre Kuzey Suriye ve Fenike Sahilleri <<basit bir askerî gezi>> neticesinde fethedilmiştir.”
Müslümanlar Peygamberlerinin hayatını yazmaya çok erken başladılar. Sahabeler zamanında bile bu mevzuda eser yazılmıştır. Önce sefer ve muharebelerinin hikâyesi ve sonra daha geniş alâka toplayacak eserler. Hicretin ilk asrında yazılan Hadîs kitaplarının hepsi kayıp değildir, fakat aynı devirde yazılan Hz. Peygamber'in hayatına ait eserlerin hepsi kaybolmuş gözüküyor. Halen mevcut olan eski eserler arasında, Karaviyyîn (Fas) kütüphanesinde bulunan İbni İshâk'ın kitabının parçalarına işaret edelim. Onun okul arkadaşı, Musa ibn Ukbe'den sadece bazı bahislere sahibiz.
...
Bize kadar bir bütün halinde gelen eserler arasında el-Vakidî'nin eserlerinden Mağâzî ve Ridde var. İbn İshak'ın iki eserini muhafaza ettiği için İbn Hişâm'a minnettârız.
...
İbn Sa'd daha mühimdir. Zira büyük biyografi lûgatında (Tabakât) sadece Hz. Peygamber'den değil sahabelerden de bahsediyor.
İslâm'dan önceki Arabistan'ın nesep cetveline istinâd eden millî bir tarihi vardır. İbnü'l-Kelbî bilahâre talebesi El-Belâzurî sadece bu çalışmayı islâmî devirde devam ettirmekle kalmadılar, bu verileri hacimli eserler halinde muhafaza ettiler. Bu eserler ve aynı mevzuda Mus'ab ve talebesi İbn Bakkâr'ın yazmış oldukları eserler bize kadar ulaşmışlardır.
Arabistan bölgesinde yerleşen insanlar Kafkasyalı veya Batı Asyalı, “Sâmi” veya “Semitik” adı verilen bir tek soya aittirler. “Sami” kavramı, Bereketli Hilâl bölgelerinde yapılan arkeolojik araştırmaların sonucu olarak İbrâni, Arap ve Habeşlilerin yanısıra “Semitik” insanların, dillerinin ve medeniyetlerinin varlığını ilk kez farkeden 18. yüzyıl Eski Ahid ilim adamları tarafından ortaya çıkarılmıştır. Eski Ahid’in soy ağaçlarının ışığı altında (Tekvin 10), Johann Gottfried Eichhorn, İbrâni olduğu sanılan Sâm ya da Shem’in oğullarına, Nuh’un oğulların, İshâk’ın oğullarına, İbrahim’in oğullarına, Araplara, İshâk’ın ağabeyi İsmail’in oğullarına, İbrânilerin kız kardeşlerinin ve Arapların ve adları bulunamamış diğerleri konuştuğu dilleri konuşmuş eski Yakın Doğu’nun bütün insanlarına “Sâmi” adını verdi.
Gerçekten at, Arabistan’da büyük bir hayranlık uyandırmıştı. Atların soyları uzun süre safkan nesiller elde edebilmek için ezberlendi ve korundu; spor ve güzellik amacıyla barışçı kullanımlarını ispat etmek için devlet eliyle yarışlar düzenlendi. Arap dili de, yalnızca at üzerine iki yüzden fazla kelime kazandı.