Midhat Efendi'nin emeği yazık ki uzun yıllar anlaşılamamış, değerlendirilmemiş.
Müşâhedat usul usul kargaşaya sürüklenen imparatorluğun refah düzeyi üzerinde, satır aralarında sıkça durur; ancak refah düzeyi yüksek bir toplumda sorunların, her türlü sorunun en aza indirgenebileceğini ileri sürer. Bu saptayım, Türk romanına ekonomik görüşler açısından yaklaşan yazarların bile gözüne çarpmıştır.
Ahmed Midhat'ın Müşâhedat'ı daha başangıçta enine boyuna kurgulamış olduğu da söylenebilir. Bu roman, sarsıntılara, çatırdayışlara sürüklenmiş imparatorluğun çok uluslu yapının çözülmemesi için bir temenni. Hattâ, çok uluslu imparatorluğun edebiyata minyatür bir yansıması.
Ama çok daha önemli bir özelliği var romanın, atak yenilikçi bir özellik: Ahmed Midhat, Müşâhedat'ın 'roman kahramanları' arasında! Kendini roman kişisi kılıyor, eser bu konumunu koruyor. Müşâhedat bu açıdan dünya edebiyatında ilklerden biri.
Sezai, Sergüzeşt'le romanımıza ruh çözümlemesini ve tasviri getirmiştir. Ayrıca, yer yer savruk söyleşiyle olsa bile, roman sanatının gereksindiği anlatım ilk kez bu eserle yakalanabilmiştir.
Sergüzeşt, halayık hayatının, dış görünümde git git yükselişlerle, görkemlerle bezenmiş, içteyse, derin bir çağıltıyla trajik sona sürüklenen romanıdır.