Gelîyê Zîla’nın acılı inlemesi duyuluyordu ıpıssız ve sessiz Akbük Körfezi’nde. Sadece öfke ve acı değildi duyulan; mazlum insanın, kurdunun, kuşunun, bilcümle mahlukatının, ak ve buz gibi suların çağıldadığı derelerinin, rüzgarının kar ve yağmurunun çiçek açmış ağaç dallarının kar ilk erimeye başladığında baş veren allı morlu çiçeğinin güneşinin yıldızının da sesiydi kokusuydu duyulan.