O, er meydanına çıkacak bir pehlivan olarak değil, sakin bir savaş seyircisi olarak doğup büyümüştü. Ürkek ve gevşek ruhu büyük mutluluk kaygılarına, dertlerin, talihin rüzgarlarına dayanamazdı. Onun kendine özgü, bambaşka hayatını yaşaması gerekti; başka şey aramasına, kendini değiştirmesine, vicdan azabı duymasına gerek yoktu.
Ölüm meleğinin öldüğü gündeyim.
Yetiş ya Ab-ı hayat hal-i sekaretteyim.
Perişanım onulmaz bir haldeyim.
Naçarım, pişmanım bicareyim mahşerdeyim.
Adem'in toprağa ayak bastığı yerdeyim.
Çorak, ıssız, garip bir beldeyim.
El uzat bu fakire ekber bir dertteyim.
Ben hala seni ilk gördüğüm gündeyim.