Fenerin ışığına bak.
Görmüyor musun? Karanlığın dinginliği
cennetin ürküntüsüdür.
Çoktandır ayrıyız, acılıydı ayrılışımız.
Nasıl katlanıyorsun düşlere,
gözlemekten vaz geçmeye? Düş görüyorsun sen bence, yumuşak beklentiler okunuyor yüzünde.
Seni uyandırmalıyım, gelecek olmadığını anımsatmalıyım sana.
Özgürüz bu yüzden. Ve şimdi bendeki bir zayıflık
geçti bütünüyle, onun için zorunlu bırakılmadım gözlerimi yummaya, geri dönmeye, elden geçirmeye-
Kumsal dümdüz; deniz, fazlalıklı yaşamından arınmış, donuk, kaya gibi. Tepeciklerde, bitki kümelerinde,
deniz kuşları uyuyor dalgakıranda. Balıkçınlar, cana kıyıcılar-
Yorgunsun. Farkındayım bunun.
İkimiz de yorgunuz, büyük bir dramın kahramanlarıydık. Ellerimiz bile buz gibi, tutuşacak gibiydiler oysa. Giysilerimiz dağılmış kumlar üstüne, garip ama, dönüşmemişler hiç küle.
Anlatmalıyım sana öğrendiğimi, biliyorum artık düşcülerin başına neler geldiğini.
Anlamıyorlar değiştiklerinde bunu. Bir gün
uyanıyorlar, giyiniyorlar, yaşlılar artık.
Bu gece korkmuyorum
devinmeleri duyumsamaktan. Nasıl uyumak isteyebilirsin
sana bu dinginliği verince tutku?
Bana benziyorsun bu gece, şanslılardansın.
Elde edeceksin istediğini. Unutuluşunu alacaksın.