Kar çiçekleri fışkırır göğsümden
kökleri kalbime sarılı. Ay büyürken
geyikler iner ovaya,
nehir boyuna avlanmaya çıkar
bir asena. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
baykuş sesleriyle göğ uçurumlar uğuldar
pusarık vadiler. Şafak sökerken
atlar dolar avluya,
sağ omuzuma hüma kuşları konar kalkar
sol omuzuma anka. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
yıldızlar kayar gecenin eteklerinden
kıbleye. Kumsalda denizkızları ağlar
yakamozlar ağar kirpiklerindeki karaltıya,
kızıl tüllere bürünür sarmal yollar
ufkun ardı. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
başını kaldırır makus talihimdeki ejder
zehrini kanımla karar. Bulutlar kaynar
bir maviye çalar gök bir sarıya,
çığlıklar gelir metruk fener kulesinden
zincir şakırtıları. Zaman akar
gözlerim uyku tutmaz,
kan çiçekleri fışkırır göğsümden
sen geri dönünceye kadar!
Kalbim, kuşatılmış yalnızlığım benim!
Su bulanır dokununca
ay karalır
is içinde dağılır ellerim,
gökyüzü tunca döner yıldızları ayıklanınca
toprak bakırlaşır.
Kalbim, kuşatılmış yalnızlığım benim!
Gül susar bülbülü ağlayınca
içim acır,
telaşla dolanır bedenimi gözlerim,
menzili boyunca
deşilmiştir sol mememin altı
talan edilmiştir,
yerinde senden bir uğultu duyurnsanın anca
ey kalbim.
Şoseden bir atlı geçiyor, terkisinde boş bir çuval. Ey yonca, yaprağındaki çiy tanelerine eğilen genç bir çiftçi değil, doğanın gizini koynunda taşıyan yaşlı bir ermiş gibiyim! Şoseden bir atlı daha geçiyor, terkisinde bir çuval düş. Ey karınca, eşiğindeki ayak
iziyim! Buruk bir gülümseme,yankıyan bir fısıltı, gizli bir çırpı
nış. Dilsiz cırcırböceklerinin ümidiyim sesim güneşe karışınca,
ey kalbim.
(Bir kayanın duldasına tünemiş ıslak bir serçe gibi kaldım
bıraktığın yerde;
güneşte, susuz bir küp gibi.
Sensiz ne bir zeytin ağacıyım, ne rüzgarın kırıp önüne kattığı
bir erik dalı.
Şu dağın yamacında tutuşan şafak değil artık, yanan benim
yüreğim ...
Şu uzayıp yiten yol, benim kemiklerimle döşendi ayak uçlarına
dek.
Önündeki şu zifir şose
koparılıp atılan bir nergise dönen yüzümün rengi,
"güle güle" di yemeyeceğim sana;
eteklerindeki nar lekeleri yıkamakla gitmez
yıkamakla gitmez sevgiyle adanan alın teri.
Al götür istediğin yere
dibini acıyla daldurduğun bu çiçek; bildiğin o çiçek değil
artık.)