sema

sema
. .
Resim-İş Öğretmenliği / Grafik Tasarım
11 Kasım
276 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
saklarım göğsüme kanatlarımı
Sayfa 65·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
senin yerine yavrulu geyikler ve terli atlar gelir kıbleden...
Kar çiçekleri fışkırır göğsümden kökleri kalbime sarılı. Ay büyürken geyikler iner ovaya, nehir boyuna avlanmaya çıkar bir asena. Seni düşünürken gözlerim uyku tutmaz, baykuş sesleriyle göğ uçurumlar uğuldar pusarık vadiler. Şafak sökerken atlar dolar avluya, sağ omuzuma hüma kuşları konar kalkar sol omuzuma anka. Seni düşünürken gözlerim uyku tutmaz, yıldızlar kayar gecenin eteklerinden kıbleye. Kumsalda denizkızları ağlar yakamozlar ağar kirpiklerindeki karaltıya, kızıl tüllere bürünür sarmal yollar ufkun ardı. Seni düşünürken gözlerim uyku tutmaz, başını kaldırır makus talihimdeki ejder zehrini kanımla karar. Bulutlar kaynar bir maviye çalar gök bir sarıya, çığlıklar gelir metruk fener kulesinden zincir şakırtıları. Zaman akar gözlerim uyku tutmaz, kan çiçekleri fışkırır göğsümden sen geri dönünceye kadar!
Sayfa 63·Kitabı okudu
sol mememin altındaki...
Kalbim, kuşatılmış yalnızlığım benim! Su bulanır dokununca ay karalır is içinde dağılır ellerim, gökyüzü tunca döner yıldızları ayıklanınca toprak bakırlaşır. Kalbim, kuşatılmış yalnızlığım benim! Gül susar bülbülü ağlayınca içim acır, telaşla dolanır bedenimi gözlerim, menzili boyunca deşilmiştir sol mememin altı talan edilmiştir, yerinde senden bir uğultu duyurnsanın anca ey kalbim. Şoseden bir atlı geçiyor, terkisinde boş bir çuval. Ey yonca, yaprağındaki çiy tanelerine eğilen genç bir çiftçi değil, doğanın gizini koynunda taşıyan yaşlı bir ermiş gibiyim! Şoseden bir atlı daha geçiyor, terkisinde bir çuval düş. Ey karınca, eşiğindeki ayak iziyim! Buruk bir gülümseme,yankıyan bir fısıltı, gizli bir çırpı­ nış. Dilsiz cırcırböceklerinin ümidiyim sesim güneşe karışınca, ey kalbim.
Sayfa 61·Kitabı okudu
2
(Bir kayanın duldasına tünemiş ıslak bir serçe gibi kaldım bıraktığın yerde; güneşte, susuz bir küp gibi. Sensiz ne bir zeytin ağacıyım, ne rüzgarın kırıp önüne kattığı bir erik dalı. Şu dağın yamacında tutuşan şafak değil artık, yanan benim yüreğim ... Şu uzayıp yiten yol, benim kemiklerimle döşendi ayak uçlarına dek. Önündeki şu zifir şose koparılıp atılan bir nergise dönen yüzümün rengi, "güle güle" di yemeyeceğim sana; eteklerindeki nar lekeleri yıkamakla gitmez yıkamakla gitmez sevgiyle adanan alın teri. Al götür istediğin yere dibini acıyla daldurduğun bu çiçek; bildiğin o çiçek değil artık.)
Sayfa 58·Kitabı okudu
Dirimin fısıltısıdır Şiir ölümün yası.
Sayfa 56·Kitabı okudu