Kılıç İpekte SınanırHüseyin Ferhad

·
Okunma
·
Beğeni
·
240
Gösterim
Adı:
Kılıç İpekte Sınanır
Alt başlık:
Toplu Şiirler 1982 - 2007
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
487
ISBN:
9789750801914
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Asya, Kül denizindeki ada! Sağrındaki ışık bulutundan ağdım toprağa ben, tanıdım hayatı. Susa yollarında dolaştım, pürenlerle örtülü bayırlarında uyudum, at sürdüm tundralarında. Kam'larınla lama'larınla arkadaşlık ettim. Asya, totem denizindeki ada! Seni aşkla sevdim. Öfke ve ümid bir muska gibi sallanıyor nicedir boynumda. Unutamıyorum..."

Türk şiirinin doğu kapısıdan gür bir ses: Hüseyin Ferhad. Şimdiye dek yayımlanmış olduğu dört şiir kitabında yeni şiirleri "Hazer İçin Birkaç Sarı Gül"ü de ekleyerek bütün şiirlerini Kılıç İpekte Sınanır'da bir araya getiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Hüseyin Ferhad şiiriyle tanışmak Külleri Eşelemek şiiri ile mümkün olmuş ve uzun bir aradan sonra Metafizik şiirine denk gelmiş olmamla tekrar okuma gündemime girmişti .Şiirinin öğeleri incelendiği zaman çok yoğun bir tarihsel bilince eşlik eden doğu bilgeliği ve Asya halklarının kendine özgü(n)lüğü göze çarpıyor .Bir gezgin düşünelim tüm ırmakları biliyor ,tüm havzaları geçiyor ve halkların bağrından kopan feryatları dize dize işliyor .Evet ,tam da bu denk düşer Hüseyin Ferhad şiirine . Ehmedé Xané'yi de bilir Dadaloğlu'nu da ve "yere düşürülmüş halk sancaklarını " gördüğü zaman içi burkulur . Metafizik'te kâh ezanlar içini kanatır ve hangi dinden bakagelse gezginliği ile içinin burukluğu geçmez .Onun için "çarmıha gerili avuçlarımda suskun bir çan " ve onun için " seni bir sinagog avlusunda dilenmeliyim " der .Xwebûn şiiri başlı başına bir şaheserdir bu bağlamda .Ve son olarak "aşkın zorba yasasını bulmak " için yola çıkan her gezgine önerilir bir kaynaktır Hüseyin Ferhad şiiri .
“Hayır ben çalmadım altın taçlarını
su perileri beni sormuyorlar,
gözlerinde kimsesiz birkaç balık
yalnızlığımı soluyorlar.”
Kar çiçekleri fışkırır göğsümden
kökleri kalbime sarılı. Ay büyürken
geyikler iner ovaya,
nehir boyuna avlanmaya çıkar
bir asena. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
baykuş sesleriyle göğ uçurumlar uğuldar
pusarık vadiler. Şafak sökerken
atlar dolar avluya,
sağ omuzuma hüma kuşları konar kalkar
sol omuzuma anka. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
yıldızlar kayar gececin eteklerinden
kıbleye. Kumsalda denizkızları ağlar
yakamozlar ağar kirpiklerindeki karaltıya,
kızıl tüllere bürünür sarmal yollar
ufkun ardı. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
başını kaldırır makûs talihimdeki ejder
zehrini kanımla karar. Bulutlar kaynar
bir maviye çalar gök bir sarıya,
çığlıklar gelir metruk fener kulesinden
zincir şakırtıları. Zaman akar
gözlerim uyku tutmaz,
kan çiçekleri fışkırır göğsümden
sen geri dönünceye kadar!
Akdeniz’e ayağımı batırsam
Orontes nehri taşar,
parmağımı batırsam
Orontes yine taşar
sel basar Sayda’yı, Beyrud’u
Kız Thamar
atımın ayağı burkuldu
sihirli lambam kırıldı
uçan halım yırtıldı
kaderden kaçamam bu defa
beni kan tutar.
Kız Thamar
kendine başka bir cellad bul
Allah’sız bir silahşör kirala,
Akdeniz’e rağmen
el kaldıramam bir Musa kızına
hasmım bile olsa.
Mahzun, bir o kadarda vakur

mağrur, bir o kadar da melûl

bir hınçla çıkarıp koynumdan
serdim dizlerime Asya haritasını,
harf ve remizlerin arasından
akan, ama dokununca uluyarak yüzüme sıçrayan
bir damla gözyaşında
gördüm halkımın büyük macerasını

Haklı, bir o kadar da mecbur

masum, bir o kadar da cesur

bir vecdle silkinip kalktım ayağa
idea ve ateş kıyamından
kalbime miras kalan cürüm ve ceza
kahretmesin diye onu
tek kelime etmeden Türkistan’a dair
düştüm yine dikenli yollara.
Geçtik, geçer gibi bir iğne deliğinden
kem bahtımızın labirentlerinden
o hummalı gözlerden
kalbimiz aşka ve özgürlüğe teşne

Bir tarafta biz, bir tarafta Azrail

Geçtik, metruk manastırlarından
hayalet devlerin uyuduğu ahşap hanlardan
o sesler ummanından
kalbimiz barışa ve hukuka teşne

Bir tarafta biz, bir tarafta Azrail

Geçtik, kağşamış asma köprülerden
muhkem ve mutena köle pazarlarından
o rehin hayattan
kalbimiz ümide ve adalete teşne

Bir tarafta biz, bir tarafta Azrail

Ulab-Bator, İli, Zerefşan, Erdebil…
Ezan ve çan sesleri kayda değmez
karlı ya da zifir karanlıkta,
bencileyin ganimeti kızanlara üleştirilmiş
ihtiyar bir silâhşorun tuğyanı.

Acıya ve zulme paha biçilmez
sarp vadilerin alnacından akan hayata,
mağdur ve mağrur
bir halkın kuşatıldığı sabah.

Sen Troya'sın yıkılmaya mahkûm.
Sen Gordion'sun yenilmeye mecbûr.
Sen Kilikya'sın külden ibaret.
Sen Hattuşaş'sın kana ve mateme banılmış.
Tarih sınar seni
oğul, Anadolu reayâ yurdudur.
Tarih sınar seni
oğul, hakkında zabıtlar tutulur
adın ve eşkâlin sınır boylarına duyurulur.
Fazla söze ne hacet
ufukta bir sungur
bin yıllardır döner durur
bilesin.
Tarih sınar seni
oğul, kalbin İsrâfil sûrudur
ulur
mağlûplar ve muhbirler üzerinde denenip
damarına zerkedilince ihanet.
Tarih sınar seni
oğul, ağlamak için felâketler gerek
veda için gözyaşları
hiçbir şey için geç değildir fakat
şol kıratta.
Tarih sınar seni
oğul, iksir diye ısmarladığın şey
ağudur
iç ve öğren ölüm neyin sonudur
ölümsüzlük neyin sonudur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kılıç İpekte Sınanır
Alt başlık:
Toplu Şiirler 1982 - 2007
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
487
ISBN:
9789750801914
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Asya, Kül denizindeki ada! Sağrındaki ışık bulutundan ağdım toprağa ben, tanıdım hayatı. Susa yollarında dolaştım, pürenlerle örtülü bayırlarında uyudum, at sürdüm tundralarında. Kam'larınla lama'larınla arkadaşlık ettim. Asya, totem denizindeki ada! Seni aşkla sevdim. Öfke ve ümid bir muska gibi sallanıyor nicedir boynumda. Unutamıyorum..."

Türk şiirinin doğu kapısıdan gür bir ses: Hüseyin Ferhad. Şimdiye dek yayımlanmış olduğu dört şiir kitabında yeni şiirleri "Hazer İçin Birkaç Sarı Gül"ü de ekleyerek bütün şiirlerini Kılıç İpekte Sınanır'da bir araya getiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • ihtiyar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0