Yüce dinimiz, “cihad”ı (mukaddes savaşı) bütün «mümin»lere farz kılarken, bütün mensuplarını «Allah’ın ordusu» durumunda mütalâa eder, İslâm dininde her «mümin» aynı zaman da gerektiğinde, mukaddes bir savaşçıdır. İşte, İslâmiyet’in, cihadı, «bütün müminlere farz kılması», Türk’ün «ordu-millet» karakterini bütün haşmeti ile kavramış, onun sosyal, kültürel, ekonomik ve politik sisteminde çok müessir olmuştur..
Müslüman’ın «özel hayat»ı bile, bu mukaddes savaşın bir parçası haline gelmiş bulunmaktadır.
Müslüman, bir savaşçı olarak doğar, isim alır, yaşar ve ölür. Türk İslâm kültür ve medeniyetindeki «Alp-Erenler» bu ruhun tarihimizdeki ifadesidir.