Beni derinden etkileyen birkaç kitaptan biri oldu. Açıkçası bu kadar büyük ve önemli fikirler üzerine konuşmak benim için çok zevkli. Ama şimdilik ancak kısa bir özet yazabilirim.
Aristoteles öncelikle deneyimin, sanatın ve bilgeliğin ne olduğunu açıklıyor. Diğer bilimlerden farklı olarak asıl bilgeliği aradığını ve bunun da ilk felsefe (yani metafizik) olduğunu söylüyor.
Kendisinden önce gelen bilge ve filozofların varlık hakkındaki görüşlerinin ne olduğundan bahsedip, konuyu özellikle Pythagorasçılar ve Platon’a getiriyor. Çünkü onlar diğerlerinden farklı olarak duyulur olanın ötesinde varlıkların da olduğunu söylüyorlar. Pythagorasçılar bu türden varlıklara “sayılar” Platoncular ise “idealar” diyor.
Aristoteles öncelikle varlığı sadece maddesel olan olarak ele alanların hata yaptığını, çünkü doğanın var olanların yalnızca bir cinsi olduğunu ve duyulur olanların dışında da varlıklar olduğunu söylüyor.
Ayrıca bilgiyi sadece duyumlar olarak ele alanların da yanıldığını, çünkü onların duyuların yanıltıcı olduğu iddiasından hareketle bilgiyi imkansızlaştırdıklarını söylüyor. Bu konuda özellikle sofistlerin yaptığı mantıksız tartışma şekillerini eleştiriyor.
Bir konuda konuşabilmek için tanımlara ihtiyaç olduğunu, tanımlama yapabilmek için de tikel ve tümel ayrımı yapılması gerektiğini söylüyor. İşte Aristoteles bu tümeller konusu üzerinden maddesel varlıkların dışındaki varlık türünü, yani ilk felsefenin uğraştığı alanı (metafiziği) tanımlıyor.
Aristoteles Pythagorasçıları ve Platon’u ise, duyulur olan varlıklar ile sayılar veya idealar arasındaki ilişkiyi açıklamamış olmalarından dolayı eleştiriyor. Onlar maddesel varlıkların sayılar veya ideaları taklit ettiklerini veya onlardan pay aldıklarını söylüyorlar, ama bunun nasıl olduğunu açıklamıyorlar. Bu yüzden