Betül Akın

Söz, bazen bir matem evinde çınlayan kahkahalar kadar ayıptır. Susmakla anlatamayacağın hiçbir şey konuşmaya değmez öyle zamanlarda. Bir kucaklaşmayı, Suzan'ın yanağındaki inatçı ıslaklığı hangi kelime bozmaz ki? Esasen konuşmaya inancım hiç olmadı benim. İnsanlar yalnızca benzer kelimeler kusuyorlar diye aynı dili konuştuklarını zannederler. Susup bir kenara çekilerek onları izleyince anlıyorsun bunu. Yanlış anlamaların yarattığı bir dünya kuruluyor ve ısrarla tekrarlanan yanlış yeni bir gerçek doğuruyor. Olan bu. Bize susmanın söylememek olduğu öğretildiği için cesur olup bir bakışla, gülümsemeyle, hafif bir baş sallamayla, hiçbir şey yapmadan yan yana oturup aynı yöne bakmayla filan anlaşmayı beceremiyoruz. Derken bir gün, hiç hazır değilken sessiz bir dünya ya da dünyanın sessizliği dokunur sana. O zaman dilin çok daha ötesinde bir mana sezersin. Anlamaktan katbekat derin bir şeydir hissettiğin. Anlamak zannettiğin şey yorgun bir gezegenin son ağaçlarının arasından geçen rüzgarın çıkardığı hışırtı kadar yavandır artık.
Sayfa 127·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"İnsan pişman ölür. Yarım bile kalsa, hikayeler sayesinde acımızın da tadını kaçırırız, çok dert etme. Zaten her hikaye biraz eksik kalır" dedi.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Farkında mısın, insanlar kelimeleri yaratırken ne kadar acayip davranmış... Masa, lamba, ağaç, çamur, yara, bulut filan tamam... Ama bütün bunlar böylesine belirgin olmasına rağmen hayatımızı ele geçiren bazı duygular nasıl isimsiz kalmış? Canımıza dokunan duygular nasıl isimsiz, tanımsız kalmış? Canımıza dokunan duyguların adlandırılmayışı sana da tuhaf gelmiyor mu? ,bunu ilk defa orada, Samet'in karşısında hıçkırıklarıma engel olmak için çabalarken anlamıştım. Başkasının acısını kendi gövdende hissetmenin bir ismi olmaz mı hiç? Nasıl gözden kaçmış bu?
Sayfa 113·Kitabı okudu
Bazı insanlarla konuşurken bildiğini bilmediği şeyleri söze dökebiliyor insan. Kendini kendi sesinden öğrenmek, de buna istersen. Üstelik beş altı kere oldu bu. Zaten hava kararırken Samet'in yanaklarından süzülen yaşları gördüğümde pişmanlığımdan sıyrıldım. Kim olduğunu bilmiyordum, neden yaptığımı bilmiyordum ama benim hikayeme ağlayabilen biriyle karşılıklı oturuyor olmak beni yüreklendirmişti. İçimde küskün bir şeylerin cana geldiğini hissettim. Kapalı bir kapı aralanmış gibiydi.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Bazen, bazı insanlar, bazı durumlarda öyle derin bir ifadeyle bakarlar ki yüzüne, sen adeta onların başından geçen şeye ortak olduğun hissine kapılırsın.
Sayfa 72·Kitabı okudu