Sinan irkildi. Mürşit gerçek hikayeler böyle yapar insanı diye düşündü. Gerçek hikayeler romanlara, filmlere benzemez. Anlatıldığı an ihtimal olmaktan çıkar. Oysa romanların, filmlerin güzelliği buradadır, korkunç şeylerin sadece ihtimal olmasında.
Şimdi insanın acıyı taşıma kapasitesinin sonsuz olduğunu düşünüyor. İnsan ezilinceye, ezilip incecik bir tabaka kağıt haline gelinceye, hatta yok oluncaya kadar acıyı taşıyabiliyor.
İlk önce gözlerinin beyazlığından korkmuşlar, sonra alışmışlar. Alışınca acımışlar, acıyınca da yardım etmek istemişler. Yardım etmelerine izin verseymiş seveceklermiş. Ama vermemiş. Kör çocuk birine acımanın o kibirli hazzını hiçbirine tattırmamış.