Seni nereye kadar tanıdıklarını bilmiyorum. Belki de seni olduğundan çok başka türlü tanıtıyorlar bana. Kuşun, kurdun elinde kaldım Selim. Bana onları daha önce tanıtmalıydın . Onlar hakkında bir fikrim olmalıydı. Karanlıklar içindeyim Bu insanları ne kadar sevmiş olduğunu bile bilmiyorum. Hepsi de, benim gibi, belirli bir yönüyle tanıyorlar seni. Bir çok Selim var ortada. Bunları nasıl birleştirsem? Bunu yapabilmek için hangi kitapları okumalıyım? Bana, o güzel aydınlatıcı programlarından çizebilseydin. Salı günü ne yapmalıyım? Çarşamba günü nereye gitmeliyim? Perşembe günü hangi kitabı okumalıyım? Ne zaman yemek yemeliyim? Ne zaman uyumalıyım? Arada boşluk bırakma sakın. Tehlikeli oluyor benim için. Rüyalardaki gibi hep benim yanımda ol. Yanlış bir söz ederlerse beni uyar hemen. Sağlığında seni dinlemezdim belki. Sen gene de, alınıp hemen kaybolma. Yoksa bende kaybolacağım. Kayboluyorum. Yaşamak, ölmek gibi değil. Bazı zorlukları var bir kere. Daha çok tehlike karşısında insan. Çoğunlukta değiliz. Ezilebiliriz. Biz… iz demeye hakkım var mıdersin? Seni, beni, senin insanlarını hep bir arada düşünebilir miyim acaba? Yoksa, beni aranıza almıyor musunuz? Çabalarımı gelip geçici mi kabul ediyorsunuz? Çırpınışlarımın sizinle ilgisi yok mu? Bende başarıları bırakmalı mıyım yoksa? Söyle bana, arkadaşlarımın arasında bu meseleye benim gibi eğilen var mı? Yoksa, bu bir yaratılış meselesi mi? Bazıları andan doğma mı öyledir? Sonradan olmalar kabul edilmiyor mu aranıza? Selim de ona, böyle bir mesele olmadığını, böyle bir ayrımın yapılmadığını, önce girenlerin sonraya kalacağını, yeni girenlere öncelik tanınacağını anlattı. Böyle bir meselenin de insan sezmedikçe var olmadığını, elle tutulur bir gerçekliği bulunmadığını belirtti. Aralarına adam almakta güçlük çıkardıkları
Neredeyse kavga edecekmiş. Bundan kötü bir hareket yoktu sanki. Kavga etmezdi de. Benim dışımda kimseye öfkesini belli etmezdi. "bütün kötülüğün bana diye takılırdım. "Anlamıyorsunuz Esat Ağabey", derdi. "Onları öfkeme layık bulmuyorum. Öfkem bana ait bir şey. Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu. Onlara da size davrandığım gibi davranmış olurum. Asıl o zaman kötülük etmiş olurum size."
Kitaplardan, yaşantıların için yararlanamadığımı ve kendim bir biçime sokamadığımı da yüzüme vurabilirsiniz. Ne yapabilirim? Kitap okumakla, manavın beni aldatmasına engel olamıyorum bir türlü. Manava inanmadığım halde beni aldatıyor namussuz. Ya inandığım dostlarımın beni aldatmasını önlemek: büsbütün imkansız bu. Dostlarım alay ediyor benimle. Bu çocuğun sonu ne olacak diyorlar. Hiç olmazsa kitaplardan kitaplar çıkarmalıymışım. Bunu da yapamıyorum, yazamıyorum. Kitapları işimde kullanılacak bir mal gibi göremiyorum: kapılıyorum onlara. Belki kitaplar da bu kadar bağlanmamı istemiyorlar kendilerine, ciddiyetimle alay ediyordur. Biliyorum, kitaplar da beni adamdan saymıyorlar. Fahişelerin, onlara barlarda para yediren tüccarları küçümsemesi gibi hor görüyorlar beni.