Galiba neredeyse hiç tanınmayan bir yazar. Oysaki kalemi çok güçlü biri. Zaten çoğu kitabının Can Yayınları'nda basılması kalitesini gösterir nitelikte. Kesinlikle okunmalı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beyhan Budak'ın önerisi üzerine Elif Şafak hakkında biraz araştırma yaptım. Önceleri çok önyargıyla yaklaştığım bir yazarın aslında kaliteli bir yazar olması beni çok şaşırttı. Önyargımın tek sebebi galiba Aşk kitabının kapağına aldanmamdı. "Bir kitabın kapağı pembe renkliyse ve kitabın ismi 'aşk' sözcüğünü içeriyorsa okunmaya değmezdir" diye düşünmüştüm. Aslında haklılık payım vardı. Çünkü şu beş para etmez yazarlara bakınca da hep bu tür kitap kapakları var. Örneğin: Kahraman Tazeoğlu, Ahmet Batman, Miraç Çağrı Aktaş.
Fakat Elif Şafak için gerçektende haksızlık etmişim. Yazarın çok iyi bir türkçesi var. Aynı zamanda felsefe dolu paragrafları ve yorumları da gayet güçlü.
Bit Palas'ın ilk bölümlerinde süslü ve pek akmayan bir dili var. Bu akıcılığa önem verenler için zahmetli olabilir. Buna biraz katlanarak ilerlerseniz sonrasında fazlalık gibi görünen süsün geçtiğini ve akıcılığı yakaladığını göreceksiniz. Kitapta durum anlatımları çok var. Eğer daha çok olay örgüsüne önem veren bir okursanız beğenmeyebilirsiniz. Ama bu kitapta hiç olay yok ya da çok az var anlamına gelmiyor. Ben olayların yanı sıra durumları yorumlamasına dikkat ederek okuduğum için genel okur kitlesinde oluşan sıkılmayı yaşamadım. Eğer "aşırı akıcı olsun, benim yorumlamalarla işim yok" ya da "ilk bölümlerde olsa bile süslü bir dile tahammül edemem" derseniz okumayın. Ortalarını geçmeden sıkılırsınız.
Ben Elif Şafak'ın yazarlığını ve Bit Palas kitabını beğendim. İleriki zamanlarda diğer kitaplarını da kessinlikle okuyacağım.
#k:216220 Elif Şafak
Bir kaç aforizma dışında okura kazandırdığı hiç bir şey yok diye düşünüyorum. Kitapta baştan sona tek bir şeyi defalarca tekrar etmek var. Aynı bir zaman diliminde ilerlemiyor, çoğu defa anlatım başka tarihleri yansıtmaya kayıyor. Böyle durumlarda ilginizi kaybeden bir okursanız sakın okumayın. Bilakis sizin için fena bir zaman kaybı olur. Son olarak; dili hiç akıcı ve sade değil. Böyle bir yorum yapmak istemezdim, beklentim de böyle değildi ama kendi gerçeğim bu.
Kitap sade, anlaşılır ve akıcı bir dil ile yazılmış. Üstelik mizaha yer verilmesi de ketçap mayonez işlevi görmüş.
Tabi bununla da kalmıyor. Konuda işlenmiş bir cinayetin beş yaşında bir çocuk tarafından çözülen karmaşası var. Bundan dolayı okurken hiç sıkılmayacağınızı düşünüyorum.
Hele ki benim gibi "okuduğum kitapların benim üzerimde kalıcı bir etkisi olsun" diye düşünenlerdenseniz kesinlikle "okunması gereken kitaplar" listenize ekleyin.
Alper CanıgüzOğullar ve Rencide Ruhlar