Kişi odur ki dünya malından ihtiyacı kadarını alıp fazlasını yoksullara dağıta. Tevazuyu şereften daha fazla seve. İlim istemekten bıkmaya. Başkalarının ihtiyaçlarını gidermeyi küçük görmeye. Başkasındaki iyilikleri büyütüp kendi iyiliğini hiçe saya. Herkesi kendinden üstün göre.
Sanırım en kötüsü buydu, hayatımızdan hızla çıkmış insanların arkasından nefret bile duymuyorduk. Belki bir duygu hissetsek, diğeri de onun peşinden gelecekti ama hissizlik, şüphesiz en uç noktaya geldiğiniz an demekti.
~Sıfırı Tüketenler
Ahlâk ve aşk da böyledirler. ihtiyaçlarımızdan birini gidermek için bir seçim yapar, bizi sevmesi için birini sever ya da gereksinmelerimizden birini giderir diye yahut onun sevgisi bize bazı imkânlar sağlar düşüncesiyle birine sevgi gösterirsek, gerçekte sadece bir alış-veriş yapmışız demektir. Aşk ise her şeyi bir amaç uğruna vermek ve karşılığında hiçbir şey istememektir. Bu büyük bir seçimdir. Ne seçimi? Bir ülkünün veya başkalarının yaşaması, bir ülkünün gerçekleşmesi için kendine ölümü seçiş.