Kim olursak olalım, dünyanın hangi yerinde yaşarsak yaşayalım, ta derinlerde bir yerde hepimiz eksiklik duygusunu taşımaktayız. Sanki temel bir şeyimizi kaybetmişiz de geri alamamaktan korkuyoruz. Neyin eksik olduğunu bilenimiz ise hakikaten çok az.
Bir şehir ne kadar büyük ve renkli olursa, suçluluk ve günahı gizlemek için o kadar çok yer vardır; ne kadar kalabalık olursa, arkasına saklanacak o kadar çok insan olur. Bir kentin aklı, bilginleri, kütüphaneleri, minyatüristleri, hattatları ve okulları tarafından değil, binlerce yıldır karanlık caddelerinde sinsice işlenen suçların sayısı ile ölçülmelidir.