Poirot, Jacqueline'in doğru söylediğini anladı. O Linnet Doyle'un servetini istememişti. Sadece Simon Doyle'a âşıktı. Bu sevgi onda merhamet, endişe gibi hislere yer de bırakmamıştı.
“Matmazel, ben bir dost olarak konuşuyorum. Ölüleri gömün.” Jacqueline şaşırdı. “Ne demek istiyorsunuz?” “Geçmişi unutun. Geleceğe bakın. Olan olmuş. Acı hisler durumu değiştiremez.”
Evet, ileri gidiyorum. Madam! Sizinle açık açık konuşacağım. Olayı bir iki kelimeyle geçiştiriyorsunuz ama aslında arkadaşınızın elinden nişanlısını almak için her şeyi yaptınız sanırım. Simon Doyle'u görür görmez etkilendiniz. Bir an durakladınız. Çünkü o zaman iki yoldan birini seçebileceğinizi anladınız. Gelirler veya yola devam edebilirdiniz. Bence ilk adımı Simon Doyle değil, siz attınız. Çok güzelsiniz. Madam. Zenginsiniz, zeki ve akıllısınız. Ve sevimlisiniz. Simon Doyle'u çekiciliğinizle etkileyebilirsiniz veya böyle bir şeye kalkışmazdınız. Sizin hayatın verebileceği her şeyiniz vardı. Oysa arkadaşınızın hayatı bir tek kişiye bağlıydı. Bunu biliyordunuz. Durakladınız ama sonra elinizi uzatıp, her bakımdan fakir olan arkadaşınızın değerli olan tek şeyini de aldınız.