Küvete yaklaştı… Tekrar Soraya’nın bedenine baktı… Tertemizdi ve o tatlı gülüşüyle öyle güzel bi kadındı ki. Ölmeden önce onu böylesine mutlu eden neydi?
Aslında tüm duygular harakete geçmemizi sağlayan dürtülerdir; evrim, yaşamla baş edebilmemiz için bizi acil plan yapabilecek şekilde programlamıştır. Duygu (emotion) sözcüğünün kökü moteredir. Latince haraket etmek anlamına gelen fiile e ön eki getirildiğinde anlam uzaklaşmak olur ki bu her duygunun bir harekete yönelttiği fikrini vermektedir. Duyguların harakete dönüştüğünü en açık şekliyle hayvan ve çocukları izlerken gözlemleyebiliriz. Hareket güdüsünün kökeni olan duyguların belirgin tepkiden arınmış olması gibi son derece garip bir duruma, hayvanlar aleminde yalnızca “uygar” yetişkinlerde sık sık rastlıyoruz.
Duygusal zekamız özdenetim ve benzeri yetilerin temellerini öğrenme potansiyelimizi belirlerken, duygusal yeterliliğimiz bu potansiyelin ne kadarını işbaşında gösterdiğimiz becerilere aktaracak şekilde kullandığımızı gösterir.
Bir illüzyon… Çoğu zaman gördüğümüze inandığımız şey bir illüzyondur; böyle oluyor çünkü birleşerek nir bütünü, algıladığımız “şekli” oluşturan parçaların karmaşıklığını basite indirgiyoruz. Alışkın olduğumuz ve tanıdığımız deneyimlerden yola çıkarak hep bu basitleştirmeyi yapıyoruz. En rahat çözüm yolunu, bizi rn az yürüten yolu seçiyoruz.Her birdetayı büyük bir dikkatle incelediğimiz zaman ortaya çok farklı bir bütün, bir “form” çıkabilir.