Ve o iki gün boyunca, yapmak zorunda olduğu bir işten kaytaran bir adamın tedirginliğinden kurtulamadım. Zaman Makinesinin ancak yerlaltının esrarını cesaretle çözerek geri alınabileceğinden kuşkum kalmamıştı. gel gör ki o esrarın karşısında dikilemiyordum. yanımda bir dostum olsa her şey farklı olacaktı.
İnsanın kafasını karıştıran bir sürü bilinmeyenin ortasında oturup durmak işe yaramaz. Sonunda bunu takıntı haline getirirsin. Bu dünyayla yüzleş. Yolunu yordamını öğren, dikkatle izle, anlam çıkarmak için çok acele tahminlerde bulunmaktan kaçın. Önünde sonunda tümünün ipuçlarını bulacaksın.’ Sonra birden içinde bulunduğum durumun gülünçlüğü geldi aklıma: Geleceğe varabilmek için onca yıl nasıl çalışıp çabaladığımı düşündüm, oysa şimdi kafamı gelecekten kaçıp kurtulmaya takmıştım. bir insanın kurup kurabileceği en çapraşık, en umarsız tuzağı kurmuştum kendime. kendi elimle içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştum kendimi. bir kahkaha attım.
Bu insanların huzurlu ve güvenli bir hayat sürdürdüklerini görünce, cinsiyetler arasındaki bu yakın benzerliğin beklenmedik bir şey olmadığını düşündüm; çünkü erkeğin gücü ile kadının uysallığı, aile kurumu ve kadın ve erkek mesleklerinin farklığı, bedensel güç çağının baskıcı zorunluluklarından başka bir şey değildir.