Albert Einstein gayet güçlü, muhteşem bir tavsiyede bulunmuştu: "Bir soruna kendisini ortaya çıkartan düşünce tarzlarıyla çözüm getirilemez." Sanayi, teknik, toplum düzlemlerinde yaşanan devrim, bilinçlerimizde devrime yol açmıyorsa anlamsızdır.
1905'te Albert Einstein, Planck'ın fikrini atomların, yalnızca kuantumda radyasyon yayıp soğurmakla kalmayıp, radyasyonun kendisinin küçük demetler halinde geldiğini (artık "fotonlar" olarak adlandırılıyor) söyleyerek genişletti. Bu fikri, ışığın çarptığı metallerden elektron emisyonunu, yani fotoelektrik etkiyi açıklamak için kullandı. İlginçtir ki, 1921'de Einstein'a Nobel Ödülü'nü kazandıran görelilik değil, bu makale olmuştur.
Yahudiler arasında uyanan bu yeni dayanışma duygusunun işlerlik kazanmasıyla beraber, kendini bu işe adamış, sağduyulu liderlerin aşılamaz gibi görünen zorluklara rağmen başlattığı Filistin'i sömürgeleştirme projesi o kadar yolunda gitti ki, kalıcı bir başanya ulaşacağından hiç şüphem yok. Filistin tüm Yahudiler için bir kültür merkezi, çok ağır baskılardan kaçanlar için bir sığınak, en iyilerimiz için bir eylem alanı, birleştirici bir ideal ve tüm dünya Yahudilerinin içsel huzura kavuşması için bir araç olacak.
"Almanya'daki ırkçı rejimden kaçan Einstein'ın, Filistin'in Yahudiler tarafından sömürgeleştirilmesi projesine destek vermesi tarihsel bir çelişki midir?"
Daha önceleri, bir kişinin toplumun saygı gören bir üyesi haline gelebilmesi için benmerkezcilikten bir ölçüde kurtulmuş olması yeterliyken, bugün ulus ve sınıf merkezcilikten de kurtulması gerekiyor. Ancak böyle bir düzeye ulaştığı zaman insanlığın iyileşmesine katkıda bulunabilir.
Kadınlar ve Savaş
Bir sonraki savaşta vatansever kadınların erkekler yerine cepheye gönderilmelerini öneriyorum. Hiç olmazsa sonsuz bir kafa karışıklığının hüküm sürdüğü bu iç karartıcı alanda bir yenilik yapılmış olur. Hem böylece kadınların bu kahramanca duyguları savunmasız sivillere yapılan saldırılarda kendini göstermek yerine çok daha canlı bir şekilde ifade edilmiş olmaz mı?