mesut doğan

mesut doğan
@alerdem
Şair Yazar
Yüksek Lisans
Eskişehir
https://www.youtube.com/watch?v=SsImHCsMMRg
16 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Gözlerinin rengi
O gizemli kişiliğini, hayallerini ve hüzünlerini zamanla eskiyecek, değişecek olan bir yüzle göstermek yerine asla solmayacak, rengini ve canlılığını kaybetmeyecek gözlerinde farklı renklere ayrıştırarak ortaya koyduğunu çok uzun zaman sonra anladım. Sevgiyi, bağlılığı sözcüklerde aramakla ne kadar yanılmışım. Kolay ve herkesin kullandığı sözcüklerle yapılan her şeyin yine kolay sözcüklerle yıkılıverdiğini görmek.
Sayfa 46 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Üşüyüp ellerini karnında tuttuğunda
Bir çocuk gibi yanı başında çömelip çaresizlikten yere baktığımda. Gri bir bulut gelip gözlerine oturduğunda. Kül gibi olduğunda gözlerinin beyazı ve karası. İçime kül dökülmüş gibi yandığımda. Bakışların ince ve sessiz çırpınmalarla uzaklara doğru hiç geri dönmeyecekmiş gibi uzaklaştığında. İçinde yanan ateşin külleri gözlerinden kör bir boşluğa savrulduğunda. Bir de sürekli üşüyüp ellerini karnında tuttuğunda.
Sayfa 34 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Edebiyat
Oblomov'un Dönüşü
Platonov’un kahramanı Voşov’un çalışmanın tam ortasında durup yaşamın anlamını düşünmesi gibi Vali Nezih Bey de yoksa yaşamın anlamını düşünenlerden miydi? Belki de Voşov’un aksine yaşamsal hakikati hissetmiş, onun her insan üzerindeki görünmez eline sessizce dokunmuş ve yaşam mücadelesi ve ölüm denilen iki büyük korkudan da aynı anda kurtulmuştu. Diğer insanların varlıklarını mazur göstermek adına dünyaya katkı sağlamak için durmadan çalışmaları karşısında Vali Nezih Bey bunu bir filozof gibi düşünsel planda mı gerçekleştiriyordu?
Sayfa 67 - İz Yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
ZAMAN Bir yağmur sonrası gurbette akşam Ruhumun dinmeyen nedametidir Ağarmış saçımda eskiyen zaman Sonsuza dökülen gizemli nehir Yaslasam başımı hatıralara Bir şah damar gibi vurur hayalin Vuslat bilemem ki hangi rüyada Ayrılıktan üşümesin ellerin Kaybolur hayatın eşsiz ahengi Zaman bir tablodur düşer duvardan Düşüncemi aşan gizli mimari Yükselir sonsuzluk manzarasından Bir terennüm olur dudaklarımda Gönlümde vuslatı sürükleyen gam Rüzgârdır içimde küllenen aşka Bir yağmur sonrası gurbette akşam Mesut DOĞAN
Sayfa 51
Kim bilir belki de Vali Nezih Bey, gençliğinde ruhunda her zaman canlı duran dünyayı değiştirme arzusu ve çabalarıyla yaşama boş vermişlik arasında sinsice uyuklayan bir monotonluğa daha erken teslim olmaya karar vermişti. Zaten yıllarca dünyaya saldıran, onu dişleyen, ısırdığını zanneden sayısız insanın hırsının boşunalığını seyretmemiş miydi? Aslında geç bile kaldığı söylenebilirdi. Bir de buna Thomas Bernhard’ın “Elliyi geçip yaşamaya, varlığımızı sürdürmeye devam ederek kendimizi bayağılaştırırız. Sınırı aşan korkaklarızdır, elliyi geçince kendini iki kez acınacak duruma düşürenler oluruz” tespitini eklersek belki durum biraz daha anlaşılabilir.
Sayfa 145·Kitabı okudu