Puan vermedi·240 syf.··
2026 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 08:18
Kitap, her yerde karşımıza çıktığı gibi arka kapakta da belirtildiği üzere Kıbrıs’ta geçiyor ve Kıbrıs sorununu ele alıyor. Ama benim aklımda hiç de Kıbrıs meselesiyle kalmadı. Benim aklımda bu kitap bir kadın hikâyesi olarak kaldı. Eleni Naciye ne Rumların ne de Türklerin yanına sığabildi. Daha küçücük bir çocukken kendi ailesinin yanına sığamadı. Tecavüze uğradı, iftiraya uğradı. Sürekli dışlandı ve her seferinde başka bir topluma sığınmak zorunda kaldı. Bunu yaparken de kimliğinin, inançlarının ve geçmişinin parçalarını geride bıraktı. Nihayetinde kimseye de yaranamadı tabii. Kimse ona ne istediğini sormadı. Çocukluğu, kadınlığı, anneliği hiçe sayıldı. Hayatta kalmak için her şeye göğüs gerdi. Müslüman olduktan sonra kiliseye gittiğinde, dinini herkesten saklamak zorunda kalırken ezan sesi duyduğunda yaşadığı kafa karışıklığı çok çarpıcıydı. İnandığı tüm tanrılara aynı anda dua edecek kadar yalnız ve çaresizdi. Buna rağmen insanlar onu hep ötekileştirdi, dışladı ve suçladı. Elbette arka planda Kıbrıs sorunu da vardı. EOKA’nın kuruluşu, İngilizlerin adadaki etkisi, Türk askerinin adaya gelişi gibi tarihsel olaylar hikâyede yer alıyordu. Aluşta’dan Esen Yeller ile aynı anda okudum Yaseminler’i. İki kitap da tarihsel yaralara dokunuyor. Ancak Aluşta’dan Esen Yeller meseleyi daha toplumsal ve kolektif bir yerden ele alırken, Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? bunu tek bir kadının hayatı üzerinden, çok daha bireysel ve kişisel bir hikâye üzerinden ele alıyor. Belki de bu yüzden kitap benim için Kıbrıs sorunundan çok, hangi tarafta durursa dursun hep öteki kalan bir kadının hikâyesi olarak kaldı.
Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024819 okunma
6/10
·708 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 09:02
Herkese merhaba son bitirdiğim kitapla alakalı bir şeyler yazmak istedim. Kitap bana, görünen gerçek ile hakikatin her zaman aynı şey olmadığını bir kez daha hatırlattı. Felsefe, siyaset ve toplum eleştirisini aynı potada eritmesi oldukça etkileyiciydi. Kolay okunan bir eser değil ama sabır gösterene farklı pencereler açıyor. Benim için sadece bir roman değil, zihni sürekli meşgul eden bir düşünce yolculuğuydu. Bitirdiğimde hikâye sona ermedi; aksine asıl sorgulama o zaman başladı. Böyle eserler insana yeni bilgiler vermekten çok, bildiğini sandığı şeyleri yeniden düşündürüyor. Bu yüzden okuduğuma memnunum ve uzun süre aklımda kalacak kitaplardan biri oldu. Kitaplarla kalın
KabusAlev Alatlı · Everest Yayınları · 2019695 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·
Alatlı, Günay Rodoplu üzerinden bazı konuların üzerinde hususen durmaktadır. Rodoplu, müslümanlığın sınıfsal bir niteliğe büründüğünü düşünmektedir. Ayrıca Rodoplu, taciz meselesine “Dikkat edersen, kadınlar bakılmayı değil, ‘o’ erkeklerin bakmasını istemezler. Oysa, aynı kadını kendisine layık gördüğü adamların arasına koy, bayılır. Çimdiği bile iltifat sayar! Öyle değil mi?” sözleriyle farklı bir bakış açısı sunarak eleştiri getirmektedir. Rodoplu, Aleviliğe övgüler yağdırılmasının ve güzelliklerinin insanların gözüne sokmakla yapılmak istenenin bir nevi alevi güzellemesi olduğu ve İslam karşısında alternatif olarak yeni ve ılımlı bir din olarak gösterilmek istendiğinin de izlenimini vermektedir. Karakter, mezar başında dua okuyan hocaları televizyon sunucularına benzeterek İslam adetlerinin basitleştirilip yapılırken neden yapıldığına dair bir fikir olmaksızın yapılmasını ve olağan ritüeller haline gelmesine de eleştiri getirmektedir. Edebiyat camiasını da süzen Rodoplu, profesörün önünde kitap imzalatmak için dizilen okurların imzalattıkları kitapları okumayacaklarını belirterek aslında bu tür işlerin reklama dönüşmesi ve kaliteli okurluğun da zayıfladığına işaret etmektedir. Erkek-kadın ilişkilerinde “Canın bildiğinin kaderini paylaşamamak nasıl bir şey, düşün bir! Erkeğinin korktuğunu bilmek ve yanında olamamak… ölümden değil, bağırsaklarının boşalmasından, dilinin dışarıda kalmasından, aşağılanmaktan korktuğunu bilmek ve yanında olamamak! Çok soylu hanımlarmış devrimciler. Romanoff’a iyi davranmışlar” sözleriyle de aslında erkek ve kadına biçilen rollerin ve duygusal farklılıkların farklı bir bakış açısını sunmaktadır. Metinden anlaşıldığı kadarıyla sanatın toplum için olduğu ve bu şekilde yapılması gerektiğini düşünen Rodoplu, sanatın ibadet
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm!Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024411 okunma
Puan vermedi·228 syf.··
2026 4. kitabı
Alev Alatlı adına okuduğum ilk eser bana bir daha okuyacağım kitapları arasından bir yol sundu Liyakat konusundaki örnekleri ve çözümleri gözündeki Türkiye ve güncel sorunlar üzerine izlenimleri bir entelektüel birikim Alev Alatlı ve Vatan sevgisini hissettim.. Kendisini Rahmetle anıyorum
Dünyayı Bilmeyen Dünyanın Maskarası OlurAlev Alatlı · Pınar Yayınları · 023 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 21:07
Alev Alatlı'nın belki tek tek goygoy içerikli romanı. Okurken şaşırıp gercekten o mu yazmış diye dönüp kapağına tekrar bakabilirsiniz. Fakat tabiki kendine has üslubu,cümle yapısı baki. Bir grup kadın kendi dünyalarından bir kadının evlilik hayatını kurtarmak aslında sosyal hayatınıve dahi onurunu "ticari"bir ekipleşmeye giderler ve çok profesyonel bir alternatif kader çizgisi kurarlar. Bu halin içinde Türk toplumunda kadının yeri, eğitim düzeyi-inanç-feminizm bağlamında kadın irdelenir. Alev Alatlı sevenler buraya...
Kadere Karşı Koy A. ŞAlev Alatlı · Turkuvaz Kitap · 0225 okunma
9/10
·708 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:26
Distopik bir roman. Ülkenin içinde bulunduğu duruma hareketle gelecekte olabileceklerin öngörüsü veya halden hareketle istikbal tahmini. Türk toplumunun 2000'lere kadar geçirdiği siyasi ve soyolojik durumu derinlemesine analiz edilerek kurgulanmış eser, postmodern bir dünyada pozitivist, Marksist ve fundamantalist karakterler üzerinden geleceğe dair çıkarımlar yapıyor. Kimsenin kimsenin düşüncesine değer vermediği "Konuşuyor işte" diyerek geçiştirdiği bir evrende yıkılmanın ve bölünmenin kaçınılmaz olduğunu gerçeğini okurun gözüne sokuyor. "Heyhat! Tek bir mıh yitirdikti, naldan olduk; Tek bir nal yitirdikti, attan olduk ; Tek bir at yitirdikti, atlıdan olduk; Tek bir atlı yitirdikti, zaferden olduk ; Tek bir zafer yitirdikti, ülkeden olduk!" - "Aklı yitirdik, ahlâktan olduk; ahlakı yitirdik, adaletten olduk; adaleti yitirdik, adaptan olduk." ifadelerinin leitmotif olarak tekrarlandığı eser ülkenin geleceği adına hakikaten bir "Kabus". Bu kabusta "Eski Türkiye" parçalanıp küçük devletçşklere bölünmüş ve başında "Yüce Pir"in bulunduğu "Yeni Dünya Düzeni" denilen bir üst akıl tarafından yönetilmektedir. Bu düzenin kurduğu mahlemede yargılanan İmre Kadızade ülkenin bu hale gelişini mahkemeye anlatıyor. Kabus görmektense uyanık kalmak evladır, şiarından hareketle herkesin okuyup içinde bulunduğu durumu sorgulamasını ve nasıl bir refleks geliştirmesi gerektiğini düşündüren felsefi bir roman. Sakin bir kafayla üzerinde düşünerek okunması gereken bir roman.
KabusAlev Alatlı · Everest Yayınları · 2019695 okunma