Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022699 okunma
6/10
·336 syf.··
2026 8. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:36
“Baba” serisinden çok iyi bildiğimiz bir Amerikan mafya hikayesi. Yazar belki kendi çizgisini oluşturmak istemiş ama bu kadar efsane olmuş bir serinin yakınlarında dolaşmak bu tarz yorumlara maruz kalmak için yeterlidir. Hikaye kasvetli Dogtown kentine hakim İrlandalı ve İtalyan mafya aileleri arasında geçiyor. Kitap iyi başlayıp hemen arkasında bir süre okuyucuyu bunaltmaya başlıyor. Bunda aile ilişkileri, isimler ge geçmiş yaşamlara fazlasıyla yer verilmesinin de önemi var. Bu sıkıcı kesimi atlatırsanız öykü akmaya başlıyor ve ortalığı kan gölüne çeviren bir ortamı size sunuyor. Netice olarak edebi bir değeri yok. Okuyabilirsiniz ama bu tarzda yazılmış çok daha iyi kitaplar var.
Alevler KentiDon Winslow · Eksik Parça Yayınları · 202314 okunma
Reklam
10/10
·128 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 21:52
Mahir Ünsal Eriş'in Sarıyaz isimli kitabını iki kere yarım bıraktıktan sonra bir daha bu yazardan okuma yapmayacağımı düşünmüştüm ki, bu kitap bana hediye gelene ve ben kitabın kapağını açıp Benim Adım Feridun isimli öyküsünün başlığını görene kadar. Sekiz öyküden oluşan Olduğu Kadar Güzeldik, 2014 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanmış. Kitabı bitirdiğimde bu ödülün ne kadar yerinde olduğunu düşündüm. Bu kitapta benim için en özel öykü "Benim Adım Feridun" oldu. 2016'dan beri aynı isimli kitabın baskısını arıyor ama bir türlü bulamıyordum. Bu öyküye,bu kitabın içinde rastlamak benim için çok güzel ve beklenmedik bir tesadüftü. Ayrıca "Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın" da en sevdiğim öykülerden biri oldu,duygusu ve anlatımıyla kitabı bitirdikten sonra bile aklımda kaldı. Öyküleri okurken birçoğunun kendi başına bir romana dönüşebileceğini de düşündüm. Karakterler, öykülerin kısa olmasına rağmen oldukça iyi işlenmişti. Mahir Ünsal Eriş'in karakterlerini ve onların küçük gibi görünen ama insanın içine dokunan hikâyelerini anlatma biçimini çok sevdim. Her öykü bende aynı etkiyi bırakmasa da kitabı genel olarak sıcak, samimi ve duygusal açıdan oldukça güçlü buldum. °°° 'Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. Kim olursan ol, seni saklandığım yerde er ya da geç buluyor, gelip göğüs kafesini ateşle sıvazlıyor ve sen içerde kapkara kurum tutuyorsun. Ağzını açsan, alevler püskürtüverecekmişsin gibi, ciğerlerine damla damla kurşun eritiyorlarmış gibi. Kolay kolay geçmiyor, geçtiğinde de sen geçmiş olduğunu bile fark etmiyorsun. Yağmurlu havalarda sızlayan eski bir kırık gibi sızlayıp duruyor, kendini hatırlatıyor.'
Olduğu Kadar GüzeldikMahir Ünsal Eriş · Doğan Kitap · 20253,768 okunma
451F
9/10
·202 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:37
Yakmak bir zevkti, Başta yakmak bir zevkti, 451 derecede yakmak bir işdi. Ama kitaplar duyguları değiştirdi. Bu distopik evrende Montag sisteme günah gitti kendi kitaplarını yakmak zorunda kaldı ve bu esnada orda bir "cinayet" işledi ordan kaçtı. Ve alevler içindeki şehirden uzaklarda "Vahiy Kitabını" ezberlemeye başladı...
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:03
Kevin Wilson, sıra dışı fikirleri güçlü karakterlerle bir araya getiren romanlarıyla tanınan çağdaş Amerikan yazarlarından biri. Türkçede yayımlanan eserleri arasında Bir Şey Olduğu Yok, Paniğe Mahal Yok, Fang Ailesi ve öykülerini bir araya getirdiği Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak bulunuyor. Yazarlık kariyerine öyküleriyle başlayan Wilson, Dünyanın Merkezine Tünel Kazmak kitabıyla hem Shirley Jackson Ödülü’nü hem de Alex Ödülü’nü kazanarak dikkat çekti. Daha sonra yayımlanan Fang Ailesi geniş yankı uyandırdı ve sinemaya uyarlandı. Yazar, mizahı, aile ilişkilerini ve insanın kırılgan yanlarını bir araya getiren anlatımıyla günümüz Amerikan edebiyatında kendine özgü bir yer edindi. Bir Şey Olduğu Yok, yatılı okul yıllarında arkadaş olan Lillian ve Madison’ın yıllar sonra yeniden kesişen hayatlarını anlatıyor. Hayatında pek bir düzen kuramamış olan Lillian, Madison’dan beklenmedik bir mektup alıyor ve onun üvey ikiz çocuklarına bakıcılık yapmayı kabul ediyor. Ancak bu çocukların sıra dışı bir özelliği var: Öfkelendiklerinde ya da üzüldüklerinde alev alıyorlar. Kendilerine zarar vermeyen bu alevler çevreleri için oldukça tehlikeli olabiliyor. Lillian, yaz boyunca çocuklarla ilgilenirken hem onların bu durumuyla baş etmeye çalışıyor hem de kendisini yeni bir hayatın içinde buluyor. Kevin Wilson’ın anlatımı son derece akıcı ve sıcak. İlk bakışta oldukça tuhaf görünen bir fikri öyle doğal bir şekilde kurgulamış ki bir süre sonra çocukların alev alması hikâyenin sıradan bir parçasına dönüşüyor. Mizah ile duygusal anlar arasında kurduğu denge de çok başarılı. Ben kitabı hem eğlenceli hem de duygusal buldum; bazı bölümlerde gülümsetirken bazı bölümlerde karakterlerin yalnızlıkları ve hayata tutunma çabaları insanın içine dokunuyor. Farklı ve keyifli bir okuma deneyimi
Bir Şey Olduğu YokKevin Wilson · Domingo Yayınevi · 20211,016 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 17:43
! SPOİLER İÇERİR ! Danny Ryan, Rhode Island'ın küçük ama karmaşık suç dünyasında İrlandalı bir mafya ailesinin fazla göze batmayan, sıradan bir üyesidir. Yıllarca İrlandalı ve İtalyan aileler arasında kırılgan ama işlevsel bir denge kurulmuştur herkes sınırını bilir, herkes haddini aşmaz. Ancak bu denge, İtalyan aileden genç bir kadınla yaşanan yasak bir aşk yüzünden bir anda paramparça olur. Bu aşk, tıpkı Homeros'un İlyada'sında Truva Savaşı'nı başlatan Helen gibi, iki dünya arasında kanlı bir savaşın fitilini ateşler. Savaş başladığında artık geri dönüş yoktur. İki aile de birbirini yok etmeye kararlıdır; sokaklar kana bulanır, dostluklar çöker, sadakatler sınanır. Danny bu kaosun tam ortasında kalır. O ne acımasız bir savaş makinesi ne de saf bir kurban değildir; daha çok kendi doğrularına tutunmaya çalışan, sevdiklerini korumak için her şeyi göze alan ama bu çabanın bedelini adım adım ödeyen bir adamdır. Roman boyunca Danny'nin etrafındaki her şey birer birer yıkılır. Güvendiği insanlar ihanet eder, sevdikleri tehlikeye girer, inandığı değerler sorgulanır hale gelir. Winslow bu yıkımı dramatize etmeden, abartmadan; son derece gerçekçi ve soğukkanlı bir gözlemle aktarır. Her kayıp somuttur, her ihanet inandırıcıdır ve her sahne okuru bir sonrakine bağlar. Romanın arka planında yalnızca bir suç hikâyesi değil; sadakat, onur, aşk ve savaşın insanlar üzerindeki kaçınılmaz yıkımı gibi evrensel sorular yatar. Danny kim olduğunu, neye değer verdiğini ve ne için savaştığını ancak her şeyi kaybetme tehlikesiyle yüz yüze geldiğinde gerçekten anlamaya başlar. Bu iç yolculuk, romanı sıradan bir suç kurgusundan çok daha anlamlı ve kalıcı bir yere taşır.
Alevler KentiDon Winslow · Eksik Parça Yayınları · 202314 okunma
Reklam
Reklam