"Konuşmana gerek yok," dedi. Elini Umay'ın yüzüne koyduğunda akan gözyaşını sildi. "Senden beklediğim hiçbir şey yok, Umay. Bunca yıl da beklemedim. Ancak bilmeni istediğim bir şey var."
Yutkundu Umay. "Ne bilmemi istiyorsun?"
"Senden vazgeçmeyeceğimi," dedi Akif Cesur. "Kırk yıl da geçse elli yıl da geçse senden vazgeçersem namerdim!"
Kızıl saçlı bir kadın vardı hayatımda. Balkanlar'dan esen bir rüzgâr gibi gelmişti. Adı Talia'ydı. Onun gözlerinde ölüm değil, yaşam vardı; benim gözlerimde ise yalnızca toprak kuruluğu...
Kimi adamlar var ki daha hayattayken kendi mezar taşlarını sırtlarında taşır. Çünkü bilir ki bazı görevler, insan yaşarken değil ancak ölürken tamamlanır. Her asker, bir gün öleceğini bilir ama bazıları yaşarken ölmeyi de öğrenir.
Ben kendi mezarımı, sevdiklerimi yaşatmak için kazmıştım.