Aley B.

Seus..
"Herkes önemli biri olmanın hayalini kurar çünkü hiç kimse kaderlerinde basit bir geleceğin olduğunu kabul etmek istemez. Herkes olmasa da en azından bazılarımız hayallerini gerçekleştirme şansına sahip. Bu yüzden evet, önemli biri olarak tarihe geçeceksem ölmeye de beni beklediğini düşündüğün korkunç sona da razıyım. Belki böylelikle istenmeyen bir oğul, terk edilmiş bir çocuk olmaktan başka bir şey olabilirim. Troya'ya geldiğim an şu dan beri aklımda olan tek şey bu."
Sayfa 265
Alıntı
Reklam
"Sen ölüsün," dedim bir nefeste. "Seni öldürmüş." Bana cevap vermek yerine başını yavaşça eğdi, suratımda benim bile bilmediğim soruların cevaplarını aradı. Hafifçe gülümsedi. "Bulduğum cevapları duymak istemezsin," dediğinde dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. Biraz önce zihnimden geçenlere yanıt vermiş olduğu gerçeği suratıma çarptı. "Zihnimin içinde misin?" Hiç düşünmeden, "Her yerindeyim," dediğinde nefesim kesildi. Bunu hissetmiş olacak ki dudakları tatminkâr bir gülümsemeyle yukarı doğru kıvrıldı. "Demek evleniyorsun; oysa benim gelinim olduğunu söylüyordun."
Sayfa 55
Alıntı
Asla gökyüzünün 3 metre üzerinde hissedemeyecek
Motor virajı alıyor. Eve dönme vakti. Tekrar başlama vakti, sakince, zorlamadan. Fazla düşünmeden. Tek bir soru hariç. Tekrar yükseğe, o ulaşması zor yere dönebilecek miyim? Oraya, her şeyin daha güzel gözüktüğü yere? Ve kendine bu soruyu sorduğu an, cevabı zaten bildiğini üzüntüyle fark ediyor.
Sayfa 438
Alıntı
"Ah, merhaba Pallina.” Hayal kırıklığını saklamaya çalışıyor. "Gel, girmek ister misin?" "Hayır, teşekkürler, yeni yılını kutlamak için geçerken uğradım. Sana bunu getirdim.” Ona küçük bir paket veriyor. "Şimdi mi açayım?" Pallina başını sallıyor. Step doğru noktayı bulmak için elinde çevirdikten sonra, paketi açıyor. Ahşap bir çerçeve ve içinde en çok arzu edeceği hediye. O ve Pollo motorun üzerinde, birbirlerine sarılmışlar, saçları kısa, bacakları havada, rüzgârda gülüyorlar. İçinde bir şeyler acıyor. "Pallina, çok güzel. Teşekkürler." "Tanrım, Step, onu o kadar çok özlüyorum ki." "Ben de." Sadece o zaman Pallina'nın giydiklerini fark ediyor. Kaç kez o kot montu motorunun arkasında gördü, kaç kez sırtına vurdu, arkadaşça, kuvvetle ve neşeyle. "Step, senden bir şey isteyebilir miyim?" "Ne istersen." "Sarıl bana." Step ona korkarak yaklaşıyor, kollarını açıyor ve onu sarmalıyor. Arkadaşını düşünüyor, ona ne kadar çok âşık olduğunu. "Beni sık, daha çok sık. Onun yaptığı gibi. Biliyor musun bana hep şunu söylerdi; böylece kaçamazsın. Hep benimle kalırsın." Pallina başını omzuna dayıyor. “Oysa ki o gitti." Ağlamaya başlıyor. "Bana onu ölesiye hatırlatıyorsun Step. O sana hayrandı. Sadece senin onu anladığını, ikinizin aynı olduğunuzu söylerdi." Step ona uzaktan bakıyor. Kapı biraz buğulanıyor. Ona daha sıkı, daha da sıkı sarılıyor. "Bu doğru değil, Pallina. O benden çok daha iyiydi." "Evet, haklısın." Burnunu çekerek gülümsüyor. Pallina Step'ten ayrılıyor. "Artık eve gideyim."
Sayfa 433
Alıntı
"Step... ben artık başkasıyla beraberim." Sessiz kalmıştı, hayatı boyunca olmadığı kadar ağır bir darbe yemişti, binlerce yumruktan, yaradan, düşüşten, ısırıklardan, koparılan saçlardan çok daha ağır. Cesaretini toplayarak, sesini aramıştı, orada, kalbinin en derininde bulup, dışarı çıkması, kendini kontrol etmesi için onu zorlamıştı. "Umarım mutlu olursun.”
Sayfa 427
Alıntı
Reklam