Aley B.

Asla gökyüzünün 3 metre üzerinde hissedemeyecek
Motor virajı alıyor. Eve dönme vakti. Tekrar başlama vakti, sakince, zorlamadan. Fazla düşünmeden. Tek bir soru hariç. Tekrar yükseğe, o ulaşması zor yere dönebilecek miyim? Oraya, her şeyin daha güzel gözüktüğü yere? Ve kendine bu soruyu sorduğu an, cevabı zaten bildiğini üzüntüyle fark ediyor.
Sayfa 438
Alıntı
Reklam
"Ah, merhaba Pallina.” Hayal kırıklığını saklamaya çalışıyor. "Gel, girmek ister misin?" "Hayır, teşekkürler, yeni yılını kutlamak için geçerken uğradım. Sana bunu getirdim.” Ona küçük bir paket veriyor. "Şimdi mi açayım?" Pallina başını sallıyor. Step doğru noktayı bulmak için elinde çevirdikten sonra, paketi açıyor. Ahşap bir çerçeve ve içinde en çok arzu edeceği hediye. O ve Pollo motorun üzerinde, birbirlerine sarılmışlar, saçları kısa, bacakları havada, rüzgârda gülüyorlar. İçinde bir şeyler acıyor. "Pallina, çok güzel. Teşekkürler." "Tanrım, Step, onu o kadar çok özlüyorum ki." "Ben de." Sadece o zaman Pallina'nın giydiklerini fark ediyor. Kaç kez o kot montu motorunun arkasında gördü, kaç kez sırtına vurdu, arkadaşça, kuvvetle ve neşeyle. "Step, senden bir şey isteyebilir miyim?" "Ne istersen." "Sarıl bana." Step ona korkarak yaklaşıyor, kollarını açıyor ve onu sarmalıyor. Arkadaşını düşünüyor, ona ne kadar çok âşık olduğunu. "Beni sık, daha çok sık. Onun yaptığı gibi. Biliyor musun bana hep şunu söylerdi; böylece kaçamazsın. Hep benimle kalırsın." Pallina başını omzuna dayıyor. “Oysa ki o gitti." Ağlamaya başlıyor. "Bana onu ölesiye hatırlatıyorsun Step. O sana hayrandı. Sadece senin onu anladığını, ikinizin aynı olduğunuzu söylerdi." Step ona uzaktan bakıyor. Kapı biraz buğulanıyor. Ona daha sıkı, daha da sıkı sarılıyor. "Bu doğru değil, Pallina. O benden çok daha iyiydi." "Evet, haklısın." Burnunu çekerek gülümsüyor. Pallina Step'ten ayrılıyor. "Artık eve gideyim."
Sayfa 433
Alıntı
"Step... ben artık başkasıyla beraberim." Sessiz kalmıştı, hayatı boyunca olmadığı kadar ağır bir darbe yemişti, binlerce yumruktan, yaradan, düşüşten, ısırıklardan, koparılan saçlardan çok daha ağır. Cesaretini toplayarak, sesini aramıştı, orada, kalbinin en derininde bulup, dışarı çıkması, kendini kontrol etmesi için onu zorlamıştı. "Umarım mutlu olursun.”
Sayfa 427
Alıntı
Ama o günden itibaren bir şeyler değişmeye başlamıştı, bir şeyler bozulmuştu. Birbirlerini hep daha az aramaya başlamışlardı ve aradıklarında da söyleyecek hep daha az şey bulur olmuşlardı. Belki de arkadaşımızın bizi zayıf bir anımızda görmesi, bizi zora sokuyordur. Belki de duyduğumuz acının, bizimle ilgili her şey gibi benzersiz ve hissedilemez olduğunu düşünüyoruzdur. Kimse bizim gibi âşık olamaz, kimse bizim kadar acı çekemez. O karın ağrısını, haklı olarak "ben çekiyorum, sen mi yaşıyorsun?" Belki de Pallina onu Step'le partiye gittiği için asla affetmedi. Step, o akşam yarışlarda olsaydı, Pollo'nun yarışmasına izin vermezdi, Step onu kurtarırdı, ölmesine izin vermezdi, ne de olsa onun koruyucu meleğiydi.
Sayfa 419
Alıntı
“Pollo Öldü”
Sonra onu görmüştü. O bir tek noktanın etrafındaki yanıp sönen ışıkları. Arkadaşının motorunu. Yerde yatan, artık gülme, şakalaşma, onunla dalga geçme, saçmalama gücü olmayan Pollo'nun etrafındaki, nefret ettikleri o üniformaları, o polis arabalarını. Biri elinde uzattığı bir metreyle bir şeyler ölçüyordu. Birkaç delikanlı boş gözlerle olanları seyrediyordu. Ama kimse gidenin yarattığı boşluğu ölçemezdi. Step sessizce onun üzerine eğilmişti, arkadaşının yüzünü okşamıştı. Yıllardır süren arkadaşlıkları boyunca yapmadıkları, kendilerine izin vermedikleri bir hareketti. Sonra ağlayarak fısıldamıştı: “Seni özleyeceğim." O gün bunu ne kadar içten söylediğine bir tek Tanrı şahitti.
Sayfa 417
Alıntı
Reklam