Aleyna Burunsuz

Heyecanımdan içim içime sığmıyor, bildiğim bütün metodlar bir nebze nefes aldırıyor. Yüksek yaşama sevincinden değil ama yüksek heyecandan korkuyorum. Yüksek heyecan hayattan alman gereken tadı kaçırmak anlamını taşıyor sistemimde, yaşama karşı sınırsız bir güven hissediyorken bu yükseklik çok sağlıklı gelmiyor. Sanki bildiğim bütün herşeyi unutmuşum gibi... Yaşamın hissetmediğimiz, bize tadını aldıracak daha kaç duygusu var acaba? Muhteşem bir düzen.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Geçenlerde derste kendini sevmekten konuşuyorduk ve öğretmen bir anda bir saniye dedi. Çantasına döndü, desenli bir yara bandı çıkardı. "Kendimi bu kadar seviyorum işte, yaralarımı bile süslü yara bandı ile iyileştiriyorum" dedi. Bugün sabah aklıma geldi, hemen işe giderken çiçekli bir yara bandı aldım. Ama yara kapatmak için değil, bugün dün hakkında konuşurken unutup kendimi yaralamamak için. Parmağıma taktım. Kendime öğrendiğim öz şevkati unutmamak için. Kısa bir süre sonra haftalardır yağmur yağınca kaçırmadan çalışın uyarısını duya duya yağmur aşermişken, yağmur yağmaya başladı. Evren biraz böyle işte, herkesin bir evreni var ve dünya herkesin evreni, herkes için tek tek çalışıyor gibi gelir hep. Hepimiz duygularımızı anlamlandırmaya çalışıyorken, dünyanın o an bizim anlamımız için çalışıyor olmasını kanıtlıyor. Parmağımdaki bant ile az önce karşılaştım, kendimi yaralamadığım bir gün geçirmişim, güzel bir simgeymiş.
Bu dünyayı yaşanabilir kılan en büyük şey hayaller falan değil: iltifat. Dünyanın en kolay durumu, gönlü kitleyen en büyük durum ise dil cimriliği. Ki bu dünyada isterim ki, herkes iltifatın tadına bakabilse. Egodan, bencillikten, hasetten, saygısızlıktan insanları bir nebze kurtaracak en büyük yol bu. Ki yalan atılacaksa bu dünyada sadece iltifat için atılmalı. Bunun iki tarafı var, en çok dile getirdiğin şey gönlün olur. İnsan alışan bir varlık, bu yüzden doğru alışkanlıklar diye bir sürü felsefe, bilimsel kanıtlar görüyoruz. Dışarıdan ne alıyorsan için o doluyor ve onu yansıtıyorsun. Bu da yaşamı, yaşamdaki herşeyi sevmeye yardım ediyor. Bana bu dizeleri yazdıran diğer kısım ise az önce gerçekleşti ve özümsedim. Yoldan geçen bir kadın geri döndü "ne kadar güzel giyinmişsin, elbisen nereden? Tam aradığım elbise" ve minvalinde güler yüzle o kadar güzel konuştu ki. Karışıklı birbirimize gözlerimizin içi parlayarak iltifat ettik, birimizi hiç tanımıyoruz. İnanılmaz yüksek hissediyorum. Ki bu mutluluk değil, yaşam sevinci. Eminim ki o kadınında hala benim yüzümdeki gibi bir tebessümü var yüzünde hala. Bu dünyadaki belirsiz süreli olsa da kısa olan bu yaşamımızda muhteşem bir şükür,
Bu durumu erken yaşta fark ettiğim için, yirmili yaşlarımın ortasından sonrası benim için olağanüstü sevgi ötesi geçti. Ya zamanında fark etmeseydim? Ya bu süreci tamamlayamasaydım? Benim için yaşam gayet negatif olabilirdi. Kesinlikle öyle olurdu.
Birkaç saniye durdum, düşündüm. Gerçekten, ben kimdim? Ben nereden gelmiştim? Nasıl olmuştum? Nasıl aşmıştım? Nasıl çözümlemiştim? Ben neler yaşamıştım? Bu süreç nasıl gerçekleşmişti? Bugüne ulaşmak için hangi yollardan hangi şekillerde geçmiştim?