Benim için hayatımın yaşadığım en zor günleri değil, yaşadığım en zor senesi. Ne kadar ömrüm kaldıysa, bu seneyi hatırladığım her an kayıplarımın sızısı içimde edinen yerde hatırlatacak kendini. Çocukluk arkadaşımı kaybettim bugün, bir anda ölüm haberini aldım. Yanımda yeni babasını kaybetmiş canım dostumla, iyileşmek için yaşamaya başladığımız ilk günde, ilk adımında. İçime ağlayabildim, dışıma çok az. Hayat grilerdeydi, çiçek açmıştım dostum yaşamaya geliyor diye. O pespembe halim dışımdayken tüm dünyam simsiyah oldu. Hayatın sarsılan anlamını arıyorken, tamamen ters düz oldu yaşam inancım. Savaşım, hedeflerim, mutluluklarım, korkularım. Az önce annesi şokunun içinde "ertelemeyin kızım" dedi. Arkadaşınla görüşmek istedin bırakma yarına, bir şey mi yapmak istedin sakın yarına bırakma, söz ver kızım hiç bir şeyi erteleme dedi. Dizlerimin bütün gücü gitti o an. Çünkü ben o için içinde yanana kavruluyorken, o acının içinde nefes olmaya çalıştı. Durduğum yerde tadım yok, sanki hayatımda oynadığım bir dönemdeyim. Sokağı döndüğümde göremeyeceğim insanların artması, başarı, kariyer, kin, kavga, acı, ağlama,hedefler gibi bir sürü şeyi süpürdü. Yaşamın nasıl bittiğini, nasıl devam ettiğini gördüm. Bilmiyorum, ben ölümden çok korkardım. Sanırım çok yabancı olduğum içinmiş. Ertelememek için bile ne yapmak istediğimi, doğrunun ne olduğunu bilmiyorum. Öyle bir karanlık his ki, değiştirmek için savaşamıyorum bile.