Aleyna

Ama şöyle bir şey var: Yarın buraya gelmeden duramam. Ben bir hayalperestim; gerçek yaşamla bağım o denli az ki, bunun gibi, şimdiki gibi çok nadide saydığım anları düşlerimde yine yaşamadan edemem. Bütün akşam sizi düşleyeceğim, bütün hafta, bütün yıl. Yarın kesinlikle buraya geleceğim, tam buraya, bu noktaya, tam bu saatte geleceğim ve yaşadıklarımızı anımsayarak mutlu olacağım. Artık burası benim gözbebeğim. Petersburg'da böyle iki üç yerim daha var. Hatta bir keresinde ben de sizin gibi anılara boğulup hüngür hüngür ağlamıştım... Kim bilir, belki de on dakika önce siz de anılarınıza ağlıyordunuz...
Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İki gece kendime sorup durdum: Şu yaşamdaki köşeciğimde bana yetmeyen neydi? O köşede kalmak bana neden bu kadar rahatsızlık veriyordu? Kafamda böyle sorularla, bakışlarımı isli, sararmış duvarlarımda ve Matryona'nın serpilmelerine epey katkıda bulunduğu örümcek ağlarıyla dolu tavanımda gezdiriyor, bütün mobilyalarıma tekrar tekrar bakıp her bir sandalyeyi acaba sorun bunda mı diye inceliyor (çünkü sandalyelerden birisinin bile önceki günkü gibi durmaması, kendimi kaybetmeme yetiyordu), o da yetmezse camdan dışarı bakıyordum, ama tümü boşunaydı... Bir parça olsun rahatlayamıyordum!
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Gerçi her şeyi açıkça konuşmalı: Sinirlerim bozuk olduğundan mı, yeni evimi yadırgadığımdan mı, yoksa yakında geçirdiğim bir üzüntüden mi ne, karanlık basar basmaz yavaşça mistik korku adını verdiğim bir ruh hali gelir üzerime; bu durum şimdi hastayken sık sık tekrarlanıyordu. Bu, benim de kestiremediğim, akla sığmayan, normal hayatta rastlanmadığı halde gayet cismani, hatta belki şu anda bile aklın sıraladığı bütün delillerle alay edercesine, kaçınılmaz, korkunç, iğrenç, merhametsiz bir varlık halinde karşıma dikilebilecek, acı, azap verici bir korkuydu. Bu korku genellikle, aklın söylediklerini dinlemez, gittikçe artardı; ondan sonra dimağ daha keskin bir açıklıkla işlemeye başlardı, bununla beraber duygulara karşı koymaktan acizdi. Akıl söz dinlemez, faydasızlaşır, bu ikileşme de ürküntümü artırır, acı dolu bir bekleyişe çevirirdi. Ölülerden korkan insanların duydukları sıkıntı da böyle bir şeydir sanırım. Ama benimkinde tehlikenin belirsizliği bu azabı daha da güçlendirirdi.
Sayfa 57 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İnsanı sadece biyolojik bir varlık olarak göremediğimiz, onun varoluşuna çeşitli yüce anlamlar yüklediğimiz için, gövdeden akan kanın, can denilen şeyi çekip almasını, dolayısıyla o kişinin ''ölmüş'' olmasını bir türlü kavrayamadığımızı düşünüyorum. Hayvanlar ölümü anlıyor ama insanlar anlayamıyor. Can denen şey, her türlü yaralanmaya, berelenmeye açık haldeki insan bedeninden bir saniyede çıkıp gidiveriyor ve insanlar bunun sonucunda aklını kaçıracak kadar sarsılıyorlar. ''Tanrım, daha bir iki saat önce nasıl da canlıydı, nasıl da kahkahalar atıyordu, şimdi nasıl yok olabilir'' diye tekrarlayıp duruyorlar. İnsanın algılama gücünü zorlayan bir durum bu. Hayatımıza, varoluşumuza yüklediğimiz hiçbir kavramla bağdaşmıyor. Sahiden her şey saçma mı, hayatın hiçbir anlamı yok mu? Bence öyle! Yok, hiçbir şey yok. İnsanın biyolojik fonksiyonlarına aşırı bir anlam yükleme çabası içindeyiz. Çünkü hiçlik zor geliyor.
Sayfa 16 - Doğan Kitap·Kitabı okudu

Aleyna

, bir kitap okudu
9/10
·330 syf.·
3 günde okudu
·
2019 10. kitabı
Zülfü Livaneli
8.6/10 · 126,6bin okunma