''Ne kadar çok uyuduğunun ve ne kadar çok uyumayı istediğinin farkına vardı. Eskiden uykudan nefret ederdi. Uyku onun değerli yaşam anlarını çalıyordu. Yirmi dört saatte dört saatlik uyku onun yaşamının dört saatinin çalınması anlamına geliyordu. Uykuya nasıl da diş bilerdi! Şimdi diş bilediği yaşamdı. Yaşam güzel değildi; ağzında bıraktığı tat keskin değildi ve acıydı. Onun için tehlike buydu. Yaşama sevgi beslemeyen yaşam, yok olma yoluna girmiş demekti.''
Sayfa 543 - Alfa Yayınları