Dışarıdaki doktorun da maddisi ve manevisi vardır. Psikiyatristler bir nevi manevi doktor sayılırlar. Hastayı ikna edip söylediklerine inandırarak, ona yaptıkları telkinlerle şifa verirler. Bunun yapabilmek için bazen hastanın dikkatini başka noktalara çekmeleri gerekebilir. Bu duruma örnek olarak şöyle bir vakadan bahsedilir: Devamlı karın ağrıları şikayetiyle doktor doktor dolaşan bir hastayı, son müracaat ettiği hekim bir psikiyatriste gönderir. Psikiyatrist hastayı muayene eder ve ona, karnında bir ur olduğunu, bu ur nedeniyle kırk günlük ömrü kaldığını, onun için boşu boşuna doktor doktor dolaşmamasını söyler. Hasta inanır ve evine gidip gün saymaya başlar. Aradan kırk gün geçip de ölmeyince, derhal psikiyatristine gider ve ona yanlış bir teşhisle kendisini bu kadar sıkıntıya sokuşunun hesabını sormaya kalkar. Bunun üzerine psikiyatrist onu karşısına alır ve bu süre içinde karnının ağrıyıp ağrımadığını sorar. Hasta ağrımadığını söyleyince, neden böyle bir yola saptığını anlatıp aslında bir hastalığı olmadığını, kendisini çok dinlediği için ağrıları olduğunu zannettiğini ve dikkati başka bir yöne çevrilince şikayetinin kaybolduğunu izah eder.
Onun için, en zor mesleklerden biri doktorluktur. Eğer doktor maddi bilgisi kadar manevi ilimlerden de nasip almışsa, o doktorun tedavi edemeyeceği hasta çok azdır. Çünkü o maddi hekimliğine, Hakk’ın lütfuyla, bir de manevi hekimlik eklemiştir.