“Gerçekten bize ait olan, er veya geç bizim olur. Bu yüzden, senindi benimdi cinsinden bütün hasisçe kaygılar değersizdir. Yapmamız gereken tek şey yolumuza devam etmektir; bize ait olan birlikte gelir, bizimle beraber yürümeyeninse bizi durdurmasına izin vermemeliyiz.”
“Belki en başında birbirimizle başka türlü kaynaşabilirdik, mücadele etmeden, çekinmeden, birimizin veya diğerimizin üstün ya da aşağı olması söz konusu olmadan! Sadece gençliğimizin tazeliğiyle, duyduğumuz sevinç ve esrimeyle! Evet, belki! Belki böyle bir aşk vardır, mümkündür ve güzeldir.”
“Bizim artık annelerimiz ve büyük annelerimiz gibi düşünmediğimiz içlerinden birinin bile aklına geliyor mu sanıyorsun? ‘Efendim aşağı efendim yukarı’ diye etraflarında dört dönüp duran kadınlardan değil de artık kendi kendimizin efendisi olduğumuzun, kısacası eski kölece anlayışları rafa kaldırdığımızın farkındalar mı sence?”
Bu arada, biz orada durmuş konuşurken rüzgar iri kar tanelerini yüzümüze savurmaya devam ediyordu, sanki çoktan eve varmıştım, içeriye bile girmeme gerek yoktu.