Türkler koruyucu duvarlarını kılıçlarının kınında taşırlar. Bundan ötürü de onlan kınamak değil, övmek gerek, çünkü onlar, taşın ve duvarın gücünden çok yumruklarına güvenmektedirler.
Türkler adaleti yerine getirmekte çok gayretlidirler. Bir güvenlik görevlisi olan subaşı, şehir içinde atıyla sürekli dolaşır durur ve büyük bir titizlikle tartıları, ölçüleri denetler. Eğer ekmeğin, tereyağının ve sıvı yağın yanlış ya da eksik tartıldığını saptarsa, bundan sorumlu olan tüccarların veya satıcıları -ister Hıristiyan olsun, ister Türk- zorla dükkânlarından dışarı sürükletir ve çıplak tabanlarına sopayla vurdurur. Herhangi başka bir uygunsuzluk fark ederse, bu da cezalandırılır.
Çiçeron yazılarının birinde Romalılar ve ev düzenleri hakkında şöyle der: "Nos Romani omnibus hominibus dominamur, nobis autem mulieres." Bunun anlamı şudur: "Biz Romalılar herkese egemeniz, ama bize de kadınlar egemendir." İşte Türklerde de durum böyledir. Tüm dünya onların gücü karşısında korkuya kapılırken, onlar kendi karılarından korkarlar. Aslına bakılırsa Türkler karılarının uşağıdır, çünkü bütün evin gereksinimlerini karşılamak, ekmek, et, mutfak malzemesi gibi yiyecekleri eve getirmek erkeğin görevidir.
Ayrıca ülkede insanlar arasında eşitlik gözetilmesi, bazı kişilere üstünlük tanınmaması da çok önemlidir. İtibarları konumlara gelen bütün amirler -paşa, beylerbeyi, serasker gibi- bu konuma doğuştan soylu bir aileden geldikleri için getirilmiş değillerdir. Ünleri ve soylulukları ile övünecekleri yerde şöyle konuşurlar: "Benim babam bir rençperdi veya gündelikçiydi veya çobandı, ama ben çalışkanlığım, kahramanlığım ve deneyimlerimle kendimi gösterip bu konuma geldim, kendime itibar ve servet sağladım." Bence gerçek soyluluk da soydan gelen değil, erdemler sayesinde edinilendir. Biz Hıristiyanlarda eksik olan işte bu özelliklerdir.
Türkler, saçlarının tümünü usturayla kazıtırlar, sadece kafalarının orta yerinde parmak kalınlığında bir tutam saç bıraktırırlar. Bunun sebebini sorduğumda, yapılan açıklama şöyleydi: Savaşçı, düşmana yenildiğinde, kafasının kesilmesine sıra geldiği zaman, düşmanın elini ekmek yediği ağzına sokup kirletmemesi, bunun yerine bir tutam saçından kavraması için saçlarının tümünü kazıtmazmış.