Maya Angelou'nun 2013'te yayımlanan ve Türkçe'ye "Annem ve Ben ve Annem" adıyla çevrilen otobiyografik eseri, edebiyatın efsanevi isminin samimi ve zarif üslubuyla kaleme aldığı, annesi Vivian Baxter ile olan karmaşık ama derin sevgiye dayalı ilişkisini anlatan dokunaklı bir anıdır. Çocukluğunda annesi tarafından terk edilme duygusuyla başlayan yolculuk, yıllar içindeki yeniden buluşma ve uzlaşmayla; koşulsuz destek, cesaret aşılayan öğütler ve karşılıklı iyileşmeyle dolu bir bağa dönüşür. Irkçılık, zorluklar ve kişisel mücadeleler karşısında annesinin güçlü, bağımsız ve ilham verici duruşu, Angelou'nun kendi yükselişinin temelini oluştururken, okuyucuya affetme, sevgi ve aile bağlarının dönüştürücü gücünü umut dolu bir şekilde hatırlatır. Maya AngelouAnnem ve Ben ve Annem
Hayatımda biri olmadığı için kendimi çok mutsuz hissediyorsam ve bundan dolayı tek gündemim “bir eşim, bir sevgilim olsun” ise izlediğim videolar okuduğum kitaplar bu konu üzerine ise ve arkadaşlarımla sohbetim bu yönde ise aynaya baktığım zaman gördüğüm tek şey yalnız ve ilişkisi olmayan bir insan olacaktır.
Arthur Schopenhauer insan hayatının arzuların peşinden koşulması ve sonrasında hissedilen tatminsizlik döngüsünden ibaret olduğunu söylüyor. Arzular tatmin edildiğinde bir yenisi ortaya çıkar ve insan bu seferde onu tatmin etmeye çalışır. Ancak arzuların tatmin edilmemesi de insani anlamda mutsuzluğa sebep oluyor.