“Her şeyin gizli bir anlamı var bu dünyada,” diye düşündüm, “ insanlar, hayvanlar, ağaçlar, yıldızlar her şey birer hiyeroglif; ne mutlu ve de ne yazık onları heceleye heceleye de olsa okuyup ne anlattıklarını kestirmeye başlayana… onları ilk gördüğünde anlamazsın; insan, hayvan, ağaç, yıldız olduklarını sanırsın; ancak yıllar sonra, çok geç de olsa anlarsın”
Ne zaman, en sonunda ne zaman -yapayalnız, yoldaşsız, yalnızca her şeyin bir düş olduğu kutsal kuşkusuzlukla birlikte- ıssızlığa çekileceğim?
Ne zaman paçavralarımla -tutkularım olmadan- mutluluk içerisinde dağlara çekileceğim?
Ne zaman, gövdemin hastalık ve suçtan, yaşlılık ve ölümden başka bir şey olmadığını görüp -özgürce, korkusuzca, hepten sevinç içinde- ormana çekileceğim?
Ne zaman? Ne zaman? Ne zaman?