Ali

Bir örümcek, dokumacının çalışmasını andıran faaliyetlerde bulunur ve bir arı, bal peteğini yaparken bazı mimarları utandırır. Ama en kötü mimarı en iyi arıdan daha en başından ayırt eden şey, mimarın, peteği balmumundan yapmadan önce kafasında kurmuş olmasıdır. Emek sürecinin sonunda, bu sürecin başında zaten işçinin imgeleminde, yani düşünsel olarak var olan bir sonuç ortaya çıkar. İşçi, sadece, üzerinde çalıştığı doğal maddeye biçim değişikliği vermiş olmakla kalmaz; aynı zamanda, bu doğal şey üzerinde, kendi faaliyetini yürütme biçimini bir yasa olarak belirlediğini ve kendi iradesini tâbi kılmak zorunda olduğunu bildiği amacını da gerçekleştirmiş olur. Ve bu tâbi oluş, yalıtık bir olay değildir. Faaliyet halindeki organların çabaları dışında, kendisini dikkat olarak gösteren belli bir amaca yönelik irade, işin yapıldığı bütün süre boyunca gereklidir; ve yaptığı iş işçiye, içeriğiyle ve yapılış biçimiyle ne kadar az cazip geliyorsa, dolayısıyla işçi bedensel ve zihinsel güçlerinin faaliyeti olarak bu işten ne kadar az zevk alıyorsa, bu dikkat, o ölçüde daha gerekli olur.
Sayfa 249·Kitabı okuyor
Felsefe
Reklam
Servetin dolaysız biçiminin yanında estetik biçimi de yer alır: altın ve gümüşten yapılmış şeylere sahip olma. Bu, burjuva toplumun zenginliği ile birlikte gelişir. "Soyons riches ou paraissons riches" ("Zengin olalım ya da zengin görünelim", Diderot). Böylece, bir yandan altın ve gümüş için, para olma işlevlerinden bağımsız olarak durmadan genişleyen bir pazar oluşurken, diğer yandan, özellikle toplumun fırtınalı dönemlerinde kullanılmak üzere, el altında hazır bir para kaynağı bulundurulmuş olur.
Sayfa 187·Kitabı okuyor
Felsefe
Servet biriktirme hırsı, doğası gereği sınırsızdır. Para, her tür metaya doğrudan doğruya çevrilebilir olduğundan, nitelik ya da biçim açısından sınırlanmamıştır, yani maddi zenginliğin genel temsilcisidir. Ama aynı zamanda, fiilen var olan her para toplamı nicel açıdan sınırlıdır ve dolayısıyla bir satın alma aracı olarak sınırlı bir etki alanına sahiptir. Paranın nicel sınırlılığı ile nitel sınırsızlığı arasındaki bu çelişki, servet biriktiricisini, sürekli olarak Sisyphos'unkine benzer biriktirme işine dönmeye zorlar. O, her yeni fethettiği ülkede sadece yeni bir sınır gören bir dünya fatihi gibidir.
Sayfa 186·Kitabı okuyor
Felsefe
Paranın değeri aynı kalırken, meta fiyatları, genellikle, ancak, meta değerleri yükselirse, yükselebilir; metaların değerleri aynı kaldığında, fiyatlar ancak, paranın değeri düşerse yükselebilir. Bunun tersi de doğrudur. Paranın değeri aynı kalırken meta fiyatları, genellikle, ancak, meta değerleri düşerse, düşebilir; metaların değerleri aynı kaldığında, aynı şey ancak, paranın değeri yükselirse olabilir. Buradan, paranın değerinin artmasının meta fiyatlarında orantılı bir düşüşe ve paranın değerinin azalmasının meta fiyatlarında orantılı bir yükselişe yol açacağı sonucu kesinlikle çıkmaz. Bu, ancak değerleri değişmeyen metalar için doğru ve geçerli olur. Değerleri paranın değeri ile aynı zamanda ve oranda yükselen metaların fiyatları ise aynı kalır. Değerleri paranın değerinden daha yavaş veya hızlı yükselen metaların fiyatlarındaki düşme veya yükselme, bunların kendi değerlerindeki değişme ile paranın değerindeki değişme arasındaki farkla belirlenir.
Felsefe
Varsayımımıza göre, ceket, keten bezinin iki katı değere sahiptir. Ne var ki, bu, şu aşamada bizi henüz ilgilendirmeyen, yalnızca nicel bir farktır. Hemen anlaşılacağı gibi, bir ceketin değeri, 10 yarda keten bezinin değerinin iki katı olunca, 20 yarda keten bezinin değeri bir ceketin değeri kadar olur. Ceket ve keten bezi, değerler olarak, aynı öze sahip şeyler, aynı tür emeğin nesnel ifadeleridir. Ne var ki, terzilik ve dokumacılık nitel olarak birbirinden farklı işlerdir. Bununla beraber, öyle toplumsal durumlar vardır ki, bu durumlarda aynı insan, farklı biçimlerde çalışarak, hem terzilik, hem dokumacılık yapar; bu nedenle, bu iki farklı çalışma biçimi aynı bireyin çalışmasının sadece iki değişik hali olur ve farklı bireylerin sıkı sıkıya belirlenmiş özel görevleri haline gelmemişlerdir; tıpkı terzimizin bugün yaptığı ceketle yarın yapacağı pantolonun aynı bireyin farklı biçimlerde çalışmasını gerektirmesi örneğinde olduğu gibi. Ayrıca, bir bakışta görülebileceği üzere, bizim kapitalist toplumumuzda, insan emeğinin belirli bir oranı, emek talebinin yönündeki değişmelere göre, dönüşümlü olarak, terzilik emeği ya da dokumacılık emeği biçiminde arz edilir. Emeğin bu biçim değişikliği pürüzsüz olarak gerçekleşemeyebilir, ama gerçekleşmek zorundadır. Aldığı özel biçimi ve dolayısıyla emeğin yararlı niteliğini bir yana bırakırsak, üretici faaliyet, bir insan emek gücü harcamasından ibaret hale gelir. Nitel olarak farklı üretici faaliyetler olmakla beraber, terzilik ve dokumacılığın her ikisi de insan beyninin, kaslarının, sinirlerinin, elinin vb., üretici şekilde harcanmasıdır ve bu anlamda her ikisi de insan emeğidir. Bunlar, insan emek gücünü harcamanın sadece iki farklı biçimidir. Kuşkusuz, şu ya da bu biçimde harcanabilmek için, insan emek gücünün kendisinin az çok
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Felsefe
Reklam