Varsayımımıza göre, ceket, keten bezinin iki katı değere sahiptir. Ne var ki, bu, şu aşamada bizi henüz ilgilendirmeyen, yalnızca nicel bir farktır. Hemen anlaşılacağı gibi, bir ceketin değeri, 10 yarda keten bezinin değerinin iki katı olunca, 20 yarda keten bezinin değeri bir ceketin değeri kadar olur. Ceket ve keten bezi, değerler olarak, aynı öze sahip şeyler, aynı tür emeğin nesnel ifadeleridir. Ne var ki, terzilik ve dokumacılık nitel olarak birbirinden farklı işlerdir. Bununla beraber, öyle toplumsal durumlar vardır ki, bu durumlarda aynı insan, farklı biçimlerde çalışarak, hem terzilik, hem dokumacılık yapar; bu nedenle, bu iki farklı çalışma biçimi aynı bireyin çalışmasının sadece iki değişik hali olur ve farklı bireylerin sıkı sıkıya belirlenmiş özel görevleri haline gelmemişlerdir; tıpkı terzimizin bugün yaptığı ceketle yarın yapacağı pantolonun aynı bireyin farklı biçimlerde çalışmasını gerektirmesi örneğinde olduğu gibi. Ayrıca, bir bakışta görülebileceği üzere, bizim kapitalist toplumumuzda, insan emeğinin belirli bir oranı, emek talebinin yönündeki değişmelere göre, dönüşümlü olarak, terzilik emeği ya da dokumacılık emeği biçiminde arz edilir. Emeğin bu biçim değişikliği pürüzsüz olarak gerçekleşemeyebilir, ama gerçekleşmek zorundadır. Aldığı özel biçimi ve dolayısıyla emeğin yararlı niteliğini bir yana bırakırsak, üretici faaliyet, bir insan emek gücü harcamasından ibaret hale gelir. Nitel olarak farklı üretici faaliyetler olmakla beraber, terzilik ve dokumacılığın her ikisi de insan beyninin, kaslarının, sinirlerinin, elinin vb., üretici şekilde harcanmasıdır ve bu anlamda her ikisi de insan emeğidir. Bunlar, insan emek gücünü harcamanın sadece iki farklı biçimidir. Kuşkusuz, şu ya da bu biçimde harcanabilmek için, insan emek gücünün kendisinin az çok