Kitabın kapsamı beni oldukça şaşırttı. İçindekiler kısmına bakınca klasik bir popüler bilim kitabı okuyacağımı düşünmüştüm ancak hiç de öyle olmadı. İnsanlığın oluşumundan başlayarak bu canlının dönüşümü, dönüşürken yaşadığı sıkıntılar veya karşılaştığı avantajlar anlaşılır bir dille anlatılıyor. Tabii ki bunlar anlatılırken bir taraftan da evrimin işleyişi mevzubahis ediliyor. Ayrıca, felsefî yaklaşımlar da içeren bu kitap, dini metinlerden alıntılar ile kitapta ele alınan konuyu bir araya getirerek multidisipliner bir çalışma ortaya koyuyor.
Beyin üzerinde çok durulmuş, Paul MacLean tarafından öne sürülen "üçlü beyin" modeli referans alınarak insan davranışlarının olası sebebi araştırılmıştır. Kitabın içindekiler kısmında bulunan başlıklardan da anlaşılacağı üzere biyoloji, psikoloji ve kültürün birbirleri ile olan etkileşimleri incelenmiş, zaman içerisinde ortaya çıkan farklılıkların sebebi bir temele oturtulmuştur. Ancak, kitabın tek yaptığı bu değildir. Özellikle, bulunduğumuz çağın yaşantısından örnekler vermesi, bunları insan doğasına uygunluğu yönünden sorgulaması yönüyle ufuk açıcıdır. İnsanın, Homo sapiens sapiens'in yaşantısında, duygu dünyasında etkili olan hormonlar ve bunların işleyişi örnekler ile okuyucuya aktarılmıştır. Tarım devriminden önceki avcı-toplayıcı yaşam ile tarım devriminden sonraki yerleşik yaşam stili karşılaştırılmıştır. Yazara göre insanlık, cenneti avcı-toplayıcı olduğu dönemde yaşamıştır. Bu dönemde insanların diğer hayvanlardan kendini aşırı farklı görmediğinden, beslenmek için avladığı hayvanlara bile saygılı olduğundan bahseder. İhtiras yoktur insanlarda. Yiyecek bulabilirse yer, bulamazsa yürümeye devam eder savanada. Çocuklar ortak büyütülür, besin ortaklaşa bulunur, birlikte yenir. Velhasıl kelam, insanlar için komünyal bir