Bu figanlar bab-ı esrar
Yaşadığım hatıraların kaçak mutlulukları.
Taşımak zorunda kaldım sırtımı dayadığım duvarları
Merak etme,
Bana da hediye ettiler zamane firarlardan.
Endişelendiğini duydum, üzülme!
Yalnızlığım bana ait, bana özel.
Şu garip gönlüm kuşluk vakti, firari bir endişede.
Terk- i diyar eyliyor, yüreğimin gölgesinde
Dolaştığım kör sokaklarda esen rüzgar
Sensizliği üflüyor kulağıma soğuk nefesiyle
Hatalarıma kızgınım, tanımasaydım dediğim her şeye..
Görmeden de olurmuş o simanı öğrendim bunu
Ki zaten tozlanıyor sülüetin yüreğimde
Artık kurtuldum senden ey dipsiz kuyu...
Ufuk yukarıda, ışıkları vuruyor soluk benzime
Hatalarımın en nefretliğisin sen
Büyük ihanet etmişim oysa kendime,
Artık yeniden doğuyorum küllerimden...
Gözlerinin kahvesinden bir yudum sun bana
Kırk yıl değil bir ömür hatrı kalsın aklımda
Bir bakışın unutturur paytihatını sultanlara
Sen bakma kimselere bana baktığın gibi
Gülüşün sana bağladı meczup gönlümü
Teninde kokladım ben o berceste gülü
Son kez olsun göreydim sima-i nurunu
Gönlüm razı gelir seninle,canhıraş ölümü
Ey güneşi gülüşüne saklayan sevdiğim
Gidiyorsun artık aşikar ki benden
Sen ki efsunkar gözlüm, ben bir mecnunum
Fayda görmez dilhun ruhum bu bedenden
Son bir arz-ı halim vardır senden
Fevkalbeşer aşkındı düşmeyen dilimden
Belki ruz-u mahşerde gelirim yanına
Ey mest-i didemim,ayırma beni gönlünden
Alican GÜLTEKİN
Bir hüzün çöküyor ansızın dünyama
Bir anda susuyorum, bakıyorum etrafa
Düşünüyorum bomboş bakışlarımla
Bir çaya, bir de sigaraya müptelayım bu sıra
Bir tek sana, bir tek sana müptelayım bu sıra.