Konu ruhunu şeytana satmaksa, binlerce anlatı geliyor aklıma. Şimdi bir de bu acayip hikaye eklendi. Para karşılığı gölgesini satan Peter'ın hikayesi kısa ama güzel. Hele tuhaf adamla son karşılaşmasında yaşananlar biraz da ürkütücü. Ben severek okudum. (Can Yayınları/Sabahattin Ali çevirisi.)
Yazıldığı yıl dolayısıyla desem, o zamanlarda yazılmışlara haksızlık olur bu kez. Kadınlara bakış açılarını 3 (farklı karakterde) erkeğin ağzından oldukça sığ ve kaba sözlerle duymak değildi sorun. Çünkü o zamanlar düşünce sistemi buymuş.(Şuan çok mu farklı tartışılır.) Bu bakış açılarına tokat gibi inmesi gereken kritik an hiç gelmedi, oydu bütün mesele. Kadınlar ülkesi beni hiç etkilemedi. Derinliksiz, sıkıcı, yeniliksiz, tatsızdı. Nerede ütopik/distopik dünyaların vuruculuğu...? Kadınların okuması gereken kitaplar diye bir liste görmüştüm. Bir erkek okur hazırlamıştı :) Ben herkesin okuyabileceği ve kendi içindeki gücün farkına varıp ilham ya da cesaret alabileceği daha başka kitaplar biliyorum. Bu onlardan biri değil bana göre. O yıllarda yaşasaydım belki...
Filmini izleyince hemen okumak istedim. Film ve kitap bir bakıma bir müddet sonra birbirinden farklı ilerliyor. Orijinal her zaman candır ama filmi de çok etkiledi beni.