Bütün bu insanların hepsine elimde olmadan tek tek baktım ve öyle huzur içinde oturduklarını, ben yanıp tutuşurken onların rahatça yiyip içtiklerini görünce hepsinden nefret ettim. Yeryüzünün çektiği azaba, kavrulan toprağın bağrındaki sessiz çırpınışa kayıtsız kalarak bu kadar doygun ve güvenli oturuşları karşısında bir tür kıskançlığa kapıldım.
Bu solan bitkilerin, ezilen yaprakların, kuruyan derelerin dünyasında içte de yavaş yavaş bütün yaşam kıpırtıları sönmeye yüz tutuyor, zaman ağırlaşıp gereksizleşiyordu.
Fakat normalde yaz gecelerinin sıcaklığıyla erkenden kapıldığım yorgunluk bu gece, insanın başına tuhaf bir şeyler geldiğinde veya yabancı bir şeyleri kendisine dairmiş gibi hissettiğinde kanına karışan cinsten bir heyecanla dağılmıştı.
Kendileri ne kadar özel olduklarını düşünseler de genç kızlar her zaman ilginç olmaktan uzaktırlar, çünkü hepsi de olumsuz, bu yüzden de benzer deneyimlere sahiptirler.
Kardeş
Onlar belki de yarın
Bu sokakların
Sahibi olacaklar
Sırtlarımızda silah karnımızda açlık
Yarın Madrid'e kaçıyoruz
Günde üç öğün yerine
Pantolon kemerlerimize
Üç delik açıyoruz
Kan ölüm ateş
Kopmuş kelleler insan etleri
Serpilmiş şehrin sokaklarına
Bu ölüler diyarına
Ölümü tepeden indiriyor tayyareler
Caddelerde fareler
İnsan eti yemekten Adolf Hitler'e benzedi
Bu diyarda karnı toklar karnı açları yedi