Sovyetler'in ilk dönemindeki sanayileşme atılımı ve ideolojik seferberliğin buram buram koktuğu, sosyalizm heyecanıyla yanıp tutuşan bir roman. Bana Nazım Hikmet ve Mayakovski'n fütürist şiirlerini anımsattı. Yazar sosyalist ütopya yaratmak istemiş ve bunu dönemin "uzayı fetih" ruhuna uygun olarak tasarlamış. Bence başarılı, okunası bir eser. Tabii fazlaca romantik olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum.
Tolstoy'un hikayeleri romanlarıyla karşılaştırınca her zaman hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu kitaptaki hikayeler de beklentime ters düşmedi. Yüksek bir edebi zevk, başarılı kurgu, akıcı konu bekleyerek okumayın. Öğüt verici, dini hikayeler. Fazlasını beklemeden okumak lazım.
Çılgın Türkler serisinin kalan kitapları gibi bu kitap da salt tarih kitabı olarak değil, tarihi bir yarı kurgu roman olarak okunursa daha başarılı anlaşılacağını düşünüyorum.
Buzyeli Vadisi Serisi'nde tekrara düşülmüş. Çok beğendiğim Kara Elf Serisi'nin hatrına sonraki üç kitabı da okudum ama kurtarmadı. Drizzt'in gelecek maceralarını hala çok merak etsem de son üç kitaptaki sürekli tekrarlar, olayın akışını bozan duygusallıklar üçüncü seriyi okumamı engelledi. Günün birinde illa ki okurum ama uzun bir süre ara vereceğim kesin.
Drizzt'in yeryüzüne ilk defa yaşamak için çıkışı ve boğazına kadar ön yargıyla dolu -haksız mı tartışılır- insan toplumunun içine karışma çabalarını anlatan basit ve güzel kitap. Serisiyle birlikte herkese tavsiye ederim. Buzyeli'nde aynı performansı beklemeyin.