Takıntılı bir aşkın peşinde yok olan hayatın kısa hikayesini okumak insanı hüzünlendiriyor ancak bana bir de soru sordurdu: R. aşığını tanısaydı ve sevseydi, birlikte olsalardı, hatta evlenselerdi bu aşk bu kadar destansı son bulabilir miydi? Aşığı tarafından ilahlaştırılmış olan yazar, bu aşka karşılık verebilseydi sıradan bir sevgiliden ne kadar farklı olacaktı? İsimsiz aşığımız daha mutlu olabilecek miydi? Hayatına anlam katan yegane duygu olan benzersiz aşkını kaybedip burjuva ortamlarında ömrünü solduran, "Korku" romanındaki ana karakterimizin yaşantısından çok da farkı olmayan sıradan bir kadına dönüşecek olması yüksek bir ihtimal değil mi? Aşk, imkansızlık ve takıntı etrafında dönen, yeni bakış açıları kazandırabileceğini düşündüğüm bir kitap. İlk bakışta alakasız dursalar bile "Sevmek Zamanı" filmi ile birbirini tamamlayabileceğini düşünüyorum.
Gerçekte senin bilincine, şimdi vadilerin, dağların ve nehirlerin ötesinde olduğumdan daha uzak olduğumu elbette hissedemezdim, çünkü seninle benim parıltılar saçarak yukarıya dikilmiş bakışlarım arasında yalnızca pencerenin ince ve parlak camı vardı.
Sabret sevgilim, sana her şeyi, hepsini en baştan anlattığım için, anlatacağım için, senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım.